Novel Türk > Yanlışlıkla Zalim Şeytan Kral Olarak Reenkarne Oldum Bölüm 78 Cilt 2 - Shou'nun Kurtuluşu

Yanlışlıkla Zalim Şeytan Kral Olarak Reenkarne Oldum Bölüm 78 Cilt 2 - Shou'nun Kurtuluşu

Shikigami efendisinin emriyle canavar kraterinin o keskin kayalıklarla dolu, ölüm kokan patikalarında tek başına sendeleyerek yürüyordu. Savaşta sırtına saplanan kılıcı yerinden çıkaramamıştı. Kılıcın vücudunda durması Shikigami için büyük bir şanstı. Kılıç damarlarındaki kanın fışkırmasını engelleyen bir tıpa görevi görüyordu.

Gevy’nin emrindeki muhafızlar kraterin girişinde atlarla bekliyorlardı. Shikigami ise her adımda ciğerlerine batan bir acıyla onlara ulaşmaya çalışıyordu. Vücudu artık sınırının sonuna gelmişti. Kraterin derinliklerindeki canavarlar normalde bu zayıflığı affetmezdi. Ancak mağarada az önce patlayan devasa S seviye manaların yarattığı dehşet en vahşi yaratıkları bile inlerine hapsetmişti.

Mağaradan uzaklaştıkça canavarların gözündeki korkular azalıyordu.  Shikigami daha fazla gidemeyeceğini anlayınca kısa bir mola vermek için yere çöktü. Titreyen elleriyle çevredeki kurumuş çalıları ve taşları toplayarak küçük bir kamp ateşi yakmayı başardı. Hançerini kanlı yaralarını dağlamak için taşın üstüne bıraktı.

Sırtındaki kılıca dokunamayacağı için o yara olduğu yerde kalmalıydı. Bunun yerine vücudundaki diğer derin kesikleri ateşle mühürleyerek hayatta kalmayı düşündü. Hançerin çeliği kırmızıya büründüğü an dişlerini sıkarak kabzayı kavradı ve sol kolundaki açık yaraya bastırdı.

“Ahhhhh!”

Acıdan gözünden yaş gelmişti fakat dayanmak zorundaydı. Orada ölmesi bir daha Lily’i görememesi demekti. Hançeri tekrar ateşin üzerine bıraktı ve cebindeki su matarasından birkaç yudum alarak yaşama tutunmaya çalıştı.

“Efendi Gevy... Eğer o emri vermeseydi orada can verecektim. Hayatta kalmalıyım ama gözlerimi yumarsam bir daha açamayacağımı biliyorum.”

Ateşin başında bilinciyle karanlık arasında savaşırken sırtındaki kılıç bir anda titremeye başladı. Hareketlenen çelik yarayı içeriden deşince Shikigami çığlık atarak ayağa fırladı.

“N-Ne oluyor? Shou ölmüş olmalıydı! Bağ kopmuş olmalıydı! O halde neden bu kılıç tekrar hareket ediyor?”

Bir süre sonra o sarsıcı titreme kesildi. Shikigami alnındaki soğuk terleri sildi ve derin bir iç çekti.

“Efendisi son nefesini verdiği için son bir kez direndi demek. Efendi Gevy işini bitirmiş olmalı.”

Tekrar yerine oturup hançerini kavradığı anda sırtındaki kılıç göz kamaştırıcı bir yeşil ışıkla parlayarak şekil değiştirmeye başladı. Excalibur, saniyeler içinde rüzgârın rengini taşıyan ikiz hançerlere dönüştü ve Shikigami’nin sırtından fırlayarak mağaraya uçmaya başladı. Kılıç desteği kaybolunca Shikigami’nin sırtındaki yara açıldı. Gözleri kararırken taşın üstündeki hançeri alıp sırtındaki açık yarayı dağlamayı başardı.

“G-Gevy-sama… Yoksa... Yoksa başaramadık mı?”

Shikigami bu son fısıltıyla birlikte bilincini yitirerek sert zemine düştü. Şans eseri o sırada devriyede olan muhafızlar parlayan ışığı fark edip yanına geldiler. Onu bir çuval gibi sırtlayıp atlarına bindirerek güvenli bölgeye taşıdılar.

Kano mağaranın tozlu zemininde elini uzatmış, o efsanevi gücü bekliyordu. Gevy henüz şoktan kurtulup ayağa kalkmaya çalışırken rüzgârın taşıdığı ikiz hançerler Kano’nun avuçlarına tam oturdu. Hançerleri kavradığı an alnında rüzgârın kadim sembolü parlamaya başladı. Yerde ağır yaralı halde yatan Sora, bu doğaüstü değişimi görünce hayretle doğruldu.

“S-Shou… Excalibur bu sefer Kano’yu mu seçti?”

Gevy içinden “S-Shou’nun k-kılıcı… Neden hançer olarak geldi?” dedi.

Kano ve Gevy arasındaki hava dondurucu bir sessizliğe bürünürken mağaranın arka kısmında Motoyasu, Shou’yu bu dünyada tutmak için tüm varlığını ortaya koyuyordu. Titreyen ellerini Shou’nun göğsüne uzattı.

“Şifa Büyüsü: Yenilenme!”

Ancak hiçbir şey olmadı. Yeşil mana, Shou’nun tenine değdiği an görünmez bir duvar tarafından parçalanarak iptal edildi. Motoyasu hayatında ilk kez bir büyünün uygulandıktan sonra iptal olduğuna tanık oluyordu.

“Neden? Neden büyüm tepki vermiyor? Büyü aktif oldu, sözler doğru... O halde neden?”

Veyr iki işaret parmağını birleştirerek cevapladı.

“Sanırım büyünüz Kahraman Shou’yu iyileştiremedi.”

Motoyasu dişlerini sıktı. Pes etmeyecekti. Bu sefer iki elini birden uzatarak daha gelişmiş bir büyü kullanmaya karar verdi.

“Şifa Büyüsü: Hızlı Yenilenme!”

Aynı sahne tekrarlandı. Yeşil aura Shou’nun bedenini sarmaya çalıştığı anda Shikigami’nin mühürleri birer koruma mekanizması gibi devreye girip şifayı yuttu. Motoyasu çaresizlikle dizlerinin üzerine çöktü.

“En güçlü büyüm bile işe yaramadı. Hana-san burada olsaydı belki işe yarayabilirdi. Bekle biraz…”

Motoyasu büyüyü tekrar aktif etti ama bu sefer gözlerini doğrudan mana akışına odakladı. Sorunu nihayet görmüştü.

“Büyüm aktif oluyor fakat iptal ediliyor. Nedenini anlayamıyorum bir fikrin var mı, Veyr-kun?”

“Düşmanda hançere sahip olan adam ‘İzleri yerleştirdim.’ diyordu.”

Motoyasu’nun kafasında bir şimşek çaktı.

“Şifa Büyüsü: Tarama!”

Motoyasu, büyüsünü kullanarak Shou’nun vücudunu taradı. Herhangi bir lanet veya büyü etkisi kullandığı büyü sayesinde bulunabiliyordu. 

Büyü Shou’nun üzerinden geçtiğinde gerçek tablo ortaya çıktı. Shikigami’nin mühürleri sadece aurayı zayıflatmakla kalmıyordu. Bu dört mühür birleştiğinde vücuda uygulanan her türlü şifa büyüsünü iptal ederek düşman ölene kadar hedefi çaresiz bırakıyordu.

“Ne yaparsak yapalım kurtaramayacağız. Shou-san bu gidişle ölecek.”

“N-Ne demek…”

“Ne dediysem o! Shou-san… Shou-san ölecek!”

Motoyasu sinirle elini yere vurduktan sonra ağlamaya başladı. Kullandığı büyüler artık anlamsızdı. Tüm o yıllarca süren eğitim liderini kurtarmaya yetmiyordu. Shou’nun yaraları bir süre sonra yeniden açılacak ve ölecekti. Veyr daha fazla dayanamayıp yeri yumruklayan Motoyasu’yu ittirdi.

“Yine deneyelim. Belki bu sefer işe yarar.”

“İşe yaramayacağı belli… Son kez deneyeceğim. Olmazsa savaş alanına geri dönmek zorundayım.”

Son kez ayağa kalktı. Göz yaşını silerek iki elini de tekrar uzattı. Büyüsünü desteklemek için büyü çemberi yazmaya karar verdi. Ağzından büyü sözleri dökülmeye başladığında yeşil renkteki büyü çemberi belirdi.

“Dostumun şifa bulması için doğaya yalvarıyorum. Yaraları sar, eksikleri tamamla. Şifa Büyüsü: Şifalı Sarmaşık!”

Büyü çemberi yazıldığı anda yerde beliren sarmaşıklar Shou’yu sarmaya başladı. Büyülü sarmaşıklara karşı direnen Shikigami’nin büyüsü dalları sürekli kesiyordu. Motoyasu büyüyü aktif tutmaya çalışırken bağırdı.

“Derhal Shou-san’ın sağ kolunu kes! Daha fazla tutamayacağım.”

Veyr, kılıcın Shou’nun bedenine zarar veremeyeceğini düşünüyordu fakat yapmak zorundaydı. Motoyasu liderini korumak için manasının büyük çoğunluğunu büyü çemberine aktarıyordu. Kılıcını kınından çıkararak Shou’nun kolunun üstüne yerleştirdi. Gözlerini kapatarak kolu anında kesti.

Ortalık bir anda sessizleşti. Eğer büyü bozulmadıysa Shou’nun son kalan can puanı gideceği için ölecekti. Fakat beklenen sonunda gerçekleşti. İzlerden bir tanesini vücuttan ayırmak büyüyü iptal etmek için yeterliydi. Sarmaşıklar yeniden oluşarak bedeni tamamen sarmıştı.

Motoyasu’nun büyüsü, Florina’nın büyüsünü yutarak ilerlemeye devam etti. Tüm yaraları kapatıyor, kaybedilen uzvu yeniden oluşturuyordu. Shou’nun can puanının yarısı dolmuştu. Geriye kalan yaralar ölümcül değildi.

“Başardınız! Kahraman Shou sayenizde yaşıyor Kutsal Savaşçı Motoyasu.”

“S-Sen liderimizin yanında dur. Ben savaş alanına geri döneceğim.”

“Ben buradayım. Dostlarını korumak için dönmelisin.”

Motoyasu başını salladıktan sonra arkasına bakmadan savaş alanına doğru yürümeye başladı. Mağaranın boğucu rutubeti azaldıkça içinde bir ürperti başlamıştı. Dostlarının nasıl olduğunu bilmiyordu. Savaşı kazanıp kazanmadıkları bile belirsizdi.

Paramparça haldeki Sora’nın büyüsünü gördüğünde koşmaya karar verdi. Mağaranın ışığını gördükten sonra savaş alanını tamamen görmeyi başarmıştı. Gördüğü manzara karşısında şok olmuştu. Sora, Florina ve Shinobu yerde baygın şekilde yatıyordu. Fakat merkezde… Kano... Yeni ikiz hançerleriyle Gevy’nin karşısında bir ölüm tanrıçası gibi duruyordu.

“S-Shou’nun k-kılıcı… Neden hançer olarak geldi?”

“Seni burada öldüreceğim. Senden sonra krallığındaki herkese acı çektireceğim.”

Gevy söylenenlerden korkmadı. Kırbacını şaklatarak gülmeye başladı.

“Sen artık gözümde bir tehditsin. Etkisiz hale getireceğim. Işık Büyüsü: Çelik Kırbaç!”

Gevy bu sefer kırbacını kısıtlayarak güçlendirmeye karar verdi. Esnekliği azalan kırbaç daha dayanıklı hale gelmişti. Kano daha fazla beklemeden sıçrayarak saldırdı. Rüzgâr artık tamamen onun kontrolü altındaydı.

Gevy, Kano’nun saldırılarını savuştururken içinden konuştu.

“Çok hızlı. Shou… Hayır, ondan bile daha hızlı. Elindeki hançerlerle sürekli kırbacımı yıpratıyor. Çelik kırbaç büyüsünü kullanmasaydım şansım olmazdı.”

Motoyasu ise onlar savaşırken Sora’nın yanına giderek iyileştirme büyüsü kullandı. Sora’nın yaralarını iyileştirdikten sonra diğer ikisinin yaralarını da iyileştirdi. Gevy artık ciddi bir şekilde savaşıyordu. İki büyük gücün savaşı daha yeni başlamıştı.

Bir hata mı var? Şimdi bildir!
Yorumlar
  1. >“G-Gevy-sama… Yoksa... Yoksa başaramadık mı?”<

    başaramadık abi
    neyi başaramadın a goyim
  2. Okuyucu
    >“Ne dediysem o! Shou-san… Shou-san ölecek!”<
    eeeee bu bizi ne ilgilendirir ölsün gitsin bana kortus lazım tokito lazım rodius lazım shou ne a