Novel Türk > Yanlışlıkla Zalim Şeytan Kral Olarak Reenkarne Oldum Bölüm 75 Cilt 2 - Shou'nun Direnişi

Yanlışlıkla Zalim Şeytan Kral Olarak Reenkarne Oldum Bölüm 75 Cilt 2 - Shou'nun Direnişi

Shikigami, Shou’nun göğsüne kazıdığı o uğursuz ilk işaretin ardından, yüzündeki gülümsemeyle, geriye doğru süzülerek Gevy’in yanındaki yerini aldı. Gevy ve Shikigami, zaferin sarhoşluğuna kapılmadan silahlarını yeniden saldırı pozisyonuna getirdiler. Gevy ışık saçan kırbacını bir yılan gibi şaklatıyordu. Shikigami ise karanlık hançerini parmakları arasında ustalıkla döndürüyordu. Shou, kılıcını geri çağırarak üzerindeki kırbacı kesmeyi başardı.

Shikigami ve Gevy, koordine bir saldırı için yeniden ileri atılacakları esnada, Shou bu sefer bekleme sırasının kendisinde olmadığını gösterdi. Işınlanma büyüsünü kullanarak Shikigami’nin kör noktasında belirdi ve onu mağaranın sol tarafındaki sivri kayalıklarla dolu duvara büyük bir güçle fırlattı. Gevy kırbacını tekrardan uzattığında önüne ışınlanarak onu da diğer duvara fırlattı.

Shou, Gevy’in duvardaki o aciz ve sarsılmış haline bakarak, dudaklarının kenarıyla kibirli bir şekilde güldü.

“Yetenekleriniz birbirinizle bu kadar uyumsuzken hiçbir strateji kurmadan üzerime saldırmak… Gerçekten çılgınca hatta gördüğüm en aptalca hareketti!”

Shikigami fırlatıldığı duvardan, bir gölge kadar sessiz ve sinsi bir şekilde kurtulmayı başardı. Shou’ya gizli bir saldırı yapmak istiyordu. Hançerini ters kavrayarak, ayak seslerini manasıyla bastırıp Shou’ya arkadan yaklaşmaya başladı. Shou’nun en savunmasız olduğu o an aslında hata yaptığını fark etmemişti.

Shikigami hançerini havaya kaldırarak Shou’yu doğrudan boğazından bıçaklamak için mesafeyi hizaladı. Tek darbede bu işi bitirmek istiyordu. Veyr bunu fark edince rüzgâr büyüsünü kullanarak Shou’nun kulağına fısıldadı. Shou reflekslerini bir üst seviyeye taşıyarak kılıcını başının arkasına kaldırdı ve Shikigami’nin hançerini tam vaktinde durdurdu. Başını buz gibi bir bakışla Shikigami’ye doğru döndürdü.

“Gizli bir saldırı demek. Artık gizli değil.”

Shikigami hançerini ne kadar zorlarsa zorlasın Excalibur’un o sarsılmaz savunmasını geçemeyeceğini anladığında hızla geri çekildi. Nefes nefese Gevy’in yanına giderek onu bir kalkan gibi korumaya çalıştı. Zırhlarının ağırlığını yeniden kontrol altına alan Gevy silahını yeniden oluşturdu. Shou hala karşısındakileri dehşete düşürecek kadar devasa bir manaya sahipti. Yüzündeki ter damlaları savaşın ağırlığını ele veriyordu.

Gevy artık Shou’nun doğrudan yapılan fiziksel ve büyüsel saldırılara tamamen adapte olduğunu anlamıştı. Son kozunu oynamaktan başka çaresi kalmadığını anlayınca kırbacına normalin iki katı uzunluğa ulaştıracak kadar mana yükledi.

“Işık Büyüsü: Köleleştirme!”

Gevy silahına verdiği manayı bir anda tüm bedenine yaydı. Vücudu mağarayı aydınlatan tamamen sarı, tanrısal bir forma büründü. Hızı, gücü ve duyuları inanılmaz bir ölçüde artmıştı. Kırbacının hareketleri artık insan gözüyle okunamayacak kadar hızlanmış, havada altın rengi izler bırakmaya başlamıştı. 

Shou, karşısındaki bu devasa güç gösterisinden hiç korkmadı. Kılıcıyla savunma pozisyonuna geçerek üzerine yağan darbeleri karşılamaya başladı. Mağaranın içi metalin ve ışığın çarpışmasından doğan kıvılcımlarla aydınlanıyordu.

Shou sürekli ışınlanma büyüsünü kullanarak o hızın içinde kırbacın kör noktasını bulmaya çalışıyordu. Gevy ise bu formda yorulmadığı için kırbacını sallamaya devam ediyordu. Gevy’in tam arkasının savunmasız olabileceğini düşünerek tüm riskleri alıp oraya ışınlandı.

Hatalı olduğunu ışınlandığı anda anlamıştı. Kırbacın savurma hareketi Gevy’e kusursuz bir savunma alanı veriyordu. Neredeyse hiçbir açığı yoktu fakat Shou için imkânsız değildi. Kırbaç sadece bedenlere tepki veriyordu. Shou kılıcıyla Gevy’in alanına girdiği esnada Gevy kılıç yerine Shou’ya tepki verdi.

Bunu teyit etmek için kılıcını havaya kaldırdı. Gerilerek kılıcını fırlatmaya hazır konuma getirdi. Tam o öldürücü darbeyi indirecekken gözlerini dehşetle açarak Shikigami’nin önüne ışınlandı. Shikigami bu savaşı daha kirli ve Shou’nun vicdanına hitap edecek bir hale getirmek için Veyr’i esir almıştı.

“Şerefsiz! Ne yaptığını sanıyorsun lan sen!”

Shou sinirden köpürerek kılıcını havada asılıyken geri çağırdı. Shikigami karanlık hançerini Veyr’in titreyen boğazına soğuk bir şekilde dayarken yüzündeki kötücül gülümsemeyle cevap verdi.

“Eğer bir adım daha yaklaşırsan bu küçük ve masum maceracıyı öldürmenin vicdan azabını hayatın boyunca çekersin. Tabii bir hayatın kalırsa…”

Shikigami, Shou’nun tüm odağını ve öfkesini kendisine çektiğinde Gevy bu anlık dalgınlığı kaçırmadı. Işık kırbacıyla Shou’yu arkadan yakalayıp mağaranın duvarına kemiklerini çatlatacak bir güçle fırlattı. Shikigami bu fırsatı değerlendirmek için Veyr’i bir kenara itip hançeriyle Shou’nun hareketsiz kalan bedenine doğru koştu. 

Shou, çarptığı duvarın etkisiyle yaşadığı o ağır sarsıntı yüzünden kafasını bile kaldıramıyordu. Duvardan aşağı kanı süzülen ve kıpırdayamayan Shou’nun tam önünde duran Shikigami hançerinin ucundaki kanı iğrenç bir zevkle yaladı.

“Ne kadar güçlü olursan ol dikkatini dağıtmak çok kolay. Halbuki o gereksiz çocuğun ölmesine izin verseydin belki efendimizi öldürebilirdin. Ne kadar yazık.”

“S-Sen. Tanrı’nın savaşçısı falan değilsin. K-Korkak.”

Shikigami, Shou’nun bu sözlerine karşılık olarak önce onun sağ yanağında derin bir işaret bıraktı. Hemen ardından yıldırım hızıyla sağ koluna üçüncü işareti kazıdı. Son ve bitirici işareti bırakacağı esnada Shou tüm iradesini zorlayarak kılıcını geri çağırdı ve Shikigami’yi son anda geri çekilmeye zorladı. Çatlayan kemiklerine ve akciğerlerine batan kaburgalarına rağmen bacakları üzerinde ayakta kalmayı başardı.

Gevy’in formu sınırına dayanmak üzereydi. Biraz daha bu formda kalmaya devam ederse manasızlıktan bayılabilirdi. Kırbacını biraz daha uzatmak için manasını tekrardan silahına aktardı. Shou ise kılıcının üzerinde zar zor durmaya başlamıştı.

Gevy ve Shikigami aynı anda sıçrayarak Shou’ya saldırmaya başladılar. Shou’nun sonunun gelmesine sadece bir tane iz kalmıştı. Shou’nun bu durumu fark etmemesine rağmen bir daha yaralanmamak için elinden geldiğince çaba gösteriyordu.

Savaşın devamı artık sadece Gevy ve Shou arasında geçiyordu. Shikigami büyüsünü kullanmak için geri planda manasını saklıyordu. Gevy kullandığı büyüyü devam ettiremeyeceğini anlamıştı bu yüzden Shikigami’ye son işareti bırakması için boşluk oluşturmaya çalışıyordu.

Shou’nun hareketleri savaşın uzamasıyla yavaşlamıştı. Artık Veyr bile Shou’nun kılıcı salladığını görebiliyordu. Sürekli aurasını kullanarak tekrar tekrar savaşıyordu. Gevy kırbacını uzatarak tekrar Shou’ya saldırdı. Kırbaçla Shou’nun kılıcını tutarak uzaklara fırlattı ardından Shou’yu tekmeleyerek yere yapıştırdı.

Shou acı içinde tekrar kalkmaya çalışıyordu. Gevy bu sefer doğrudan kafasına sert bir tekme atarak onun tamamen sersemlemesini sağladı. Shou’nun artık ayağa kalkamayacak durumda olduğunu gören Shikigami kendi sırasının geldiğini düşündü.

Shou her darbede biraz daha sarsılırken o bitmek bilmeyen iradesiyle Gevy’i ayağından yakalayarak onu mağaranın dışına doğru var gücüyle fırlattı. Shikigami ise bu fırsatı kaçırmamaya kararlıydı. Hançeriyle Shou’nun üzerine atılırken bu sefer bu işi kesinlikle bitireceğini düşünüyordu. Shikigami, Shou’ya doğru koşuyordu. Shou’nun yaralandığı her bir yerde kanlar akarken, Shou kötücül bir gülümseme yaptı.

“Aptalsın Shikigami. Hem de o kadar aptalsın ki kazanmamı sağladın.”

Shikigami, Shou’nun üstüne doğru koşmaya devam ederken Shou elini uzatarak kılıcını çağırdı. Shikigami’nin arkasında kalan kılıç havalanarak Shou’ya dönerken Shikigami’nin sırtını delerek onu da itmeye başladı.

Shou, Shikigami’nin bu darbeyle öldüğünü ya da en azından tamamen etkisiz kaldığını düşünerek olduğu yerde bekledi. Kılıçla beraber üzerine kadar sürüklenen Shikigami’yi tuttu. Shikigami cansız bir beden gibi görünüyordu. Shou’nun anlık rahatlıkla gardını indirdiği saniyede Shikigami hançerini Shou’nun bacağına saplayarak savaş boyunca beklediği dördüncü ve son izi yerleştirmeyi başardı.

Son izi yerleştirdikten sonra ağzından kanlar saçarak geri çekildi ve o zamana kadar sakladığı tüm manayı serbest bırakarak büyüsünü haykırdı.

“K-Kutsal Büyü: Karşı Saldırı!”

Tüm koşullar yerine geldiği için Shikigami sonunda bitirici yeteneğini kullanabilmişti. Bu yetenek aslında onun kullanamayacağı bir yetenekti fakat bazı şartlar yerine getirildiğinde kullanılabiliyordu.

“Bana aptal diyen birisinin bu kadar tedbirsiz olması beni güldürüyor.”

Shikigami kendisini Shou’dan uzaklaştırıp güvenli bir noktaya attığı anda büyü aktifleşti. Shikigami yavaş yavaş geri çekilirken Shou’nun vücudu sanki binlerce görünmez bıçak tarafından kesiliyormuş gibi yaralanmaya başladı. Havada hiçbir şey olmamasına rağmen Shou’nun etinden parçalar kopuyordu. Gevy ise çarptığı duvardan bir yay gibi fırlayarak Shikigami’nin yanına geldi.

“Ağır yaralanmışsın Shikigami. Sırtındaki delik gerçekten kötü görünüyor. Canın çok acıyor mu?

“Beni gerçekten çok iyi yakaladı ama bu yara benim için sorun değil. Hem kutsal kılıcı hâlâ üzerimde saplı kaldığına göre onu da beraberimizde Papanın huzuruna götürebiliriz.

“Gerçekten onu çok iyi yakaladın. Bu büyü işini bitirecektir.”

Shou kalan son iradesiyle aurasını kullanarak büyüye karşı koymaya çalıştı. Kesiklerin her biri ölümcül olmasa da sayıca o kadar fazlaydı ki karşı koymak imkansızdı. Son kez bulanıklaşan gözlerini açarak kılıcına doğru titreyen elini uzattı.

“L-Lütfen kılıcım… S-Son kez… Sadece son kez yanıma gel.”

Excalibur sahibinin bu umutsuz çağrısına tepki vererek parlamaya başladı. Kılıç saplı olduğu Shikigami’yi Shou’ya doğru iteceği sırada Gevy kırbacını kavradı ve yıldırım hızıyla ileri atılarak Shou’nun uzanan elini bileğinden tek bir darbeyle kesti. Shou mağarayı inleten o korkunç acı inlemesiyle hâlâ büyüye karşı direnince Shikigami şaşkınlıkla baktı.

“Hâlâ bize karşı koyabiliyor musun? Neden? Neden büyüm aktif olmasına rağmen ölmüyorsun? O büyüyü durdurmak imkânsız olmalıydı!”

Shou’nun kalp atışları artık yavaşlamaya başlamıştı. Adrenalinin etkisi artık damarlarında yoktu. Kaslarını daha fazla tutamayınca tüm uzuvları boşa düştü. Veyr gözünün önünde bir kahramanın ölüşüne tanık oluyordu. Shou son kez büyü kullanmak isteyince palator aktif oldu.

   “Kullanıcının mana değeri: 0”

   “Aura artık kullanılamaz.”

   “Tüm pasif ve aktif büyüler kullanılamaz.”

   “Excalibur artık çağrılamaz.”

Shou mağaranın rutubetli ve kanıyla ıslanmış taş zeminine öylece bakarken hayatı tıpkı o klişe mangalardaki gibi gözlerinin önünden geçmeye başladı. Bu fantastik dünyaya gelmeden önceki neredeyse unuttuğu o dünyevi anıları aklına geliyordu. Kendi sınıfının en zeki, en başarılı öğrencisi olabilecek kadar dâhiydi fakat aynı zamanda kibir ve yalnızlık içinde hayat süren bir gençti.

“Shou Onigashi ikinci sence sorunun cevabı ne?”

Shou sınıfın o tanıdık tebeşir kokulu havasında yavaşça ayağa kalkarak tahtadaki karmaşık denklemlere baktı. Ardından gözlüklerinin üzerinden ona bakan biyoloji öğretmeninin yüzüne dik bir bakışla cevap verdi.

“Sorunun cevabı C seçeneği. Virüsler sadece canlı organizmalar değildir. Onlar hem canlı hem de cansız varlıkların özelliklerini bir arada gösteren eşsiz bir türdür.

“Doğru cevap Shou. Yerine oturabilirsin. Evet çocuklar arkadaşınız Shou’nun da belirttiği gibi virüsler ne tam anlamıyla canlıdır ne de tam anlamıyla cansızdır. Her iki durumu da bünyesinde barındıran, uygun ortamı bulduğunda yayılan zararlı ama ilginç bir türdür.”

Öğretmen dersini monoton ses tonuyla anlatmaya devam ederken yan sıradaki arkadaşı Tanjiro, Shou’ya doğru merakla kafasını döndürdü.

“Shou-san bugün yine her zamanki gibi okul biter bitmez direkt eve mi gideceksin? Hiç planın yok mu?

“Herhangi bir planım yok sanırım yine eve gideceğim. Neden sordun Tanjiro-san?”

“Bugün benimle top oynamaya gel o zaman. Beraber eğlenelim hem diğerleri de orada olacak.”

“Sınavlara daha zaman varmış. O zaman gelebilirim.”

“Tamam Shou-san. Çok eğleneceğiz!”

Dersin kalan kısmında ikisi de yeniden derse odaklanmışlardı. Akşam olup da okulun son zili çaldığında hepsi neşeyle dışarı fırladı. Shou ellerini okul üniformasının ceplerine koyarak giriş kapısında beklemeye başladı. Tanjiro uzaktan ona neşeyle el sallayarak gelirken diğer arkadaşları da bir kahkaha tufanı içinde arkasından süzülüyordu.

Tam mağaradaki acı dolu ölümünü unuttuğu esnada acılı gerçeği Shikigami suratını tekmeleyerek gösterdi. Tekrar gözlerini açtığında Shikigami karşısında duruyordu. Dizlerinin üstüne çökmüş bir şekilde yüzüne bakan Shikigami’yi gördü.

“Buraya kadar Shou. Başka dünyadan olmana rağmen iyi savaştı.”

“V-Veyr…”

Shou ağzından kanlar akınca konuşması daha başlamadan bitmişti. Shikigami hançerini eliyle temizlerken Shou’ya baktı.

“Sanırım Veyr için endişelendin. Merak etme ona dokunmayacağız.”

Shou ölmeden önceki son anında en azından onu kurtardığını duyunca rahatladı. Shikigami artık Shou’nun ölümü kabullendiğini görünce hançerini Shou’nun kalbine sapladı. Shou öldüğünü düşündüğünde palator tekrar açıldı.

Bir hata mı var? Şimdi bildir!
Yorumlar