Novel Türk > Yanlışlıkla Zalim Şeytan Kral Olarak Reenkarne Oldum Bölüm 72 Cilt 2 - Vyvern Avı

Yanlışlıkla Zalim Şeytan Kral Olarak Reenkarne Oldum Bölüm 72 Cilt 2 - Vyvern Avı

Vyvern adı verilen kanatlı canavarlar genellikle kıtanın en ıssız ve çorak topraklarını mesken tutuyorlardı. Tafavu İmparatorluğu'nun halk arasında "Canavar Krateri" dediği bu devasa çukur, dünyanın en tehlikeli yaratıklarına ev sahipliği yapıyordu.

Bu kraterin derinliklerinde, ilk Şeytan Kral'a ait olduğu söylenen, Beelzebub isimli o devasa, solucanımsı ve ağzı üçgen dişlerle dolu olan kabus bile yaşıyordu. Ancak Shou'nun hedefi daha güçsüzdü ve yukarıda yaşıyordu.

Shou'nun avlamak için geldiği Vyvernler ise genellikle dağlara oydukları mağaralarda yaşayan canavarlardı. Shou ve Veyr, kayalıkların ve dik yamaçların arasından Vyvernlerin yuvalarını oyduğu o yüksek dağlara doğru ilerlediler.

S seviye bir kahramanın yaydığı o baskın aura nedeniyle, kraterin girişindeki düşük seviyeli yaratıklar daha onlar yaklaşmadan içgüdüsel bir korkuyla yuvalarına saklanmışlardı. Shou, havada asılı kalan canavar manasını bir iz sürücü gibi takip ediyordu ancak bir süre sonra izini mağarasından biraz uzakta kaybetti.

Veyr, Shou'nun durup dikkatle yere baktığını görünce merakına yenik düştü.

"Ne oldu Kahraman Shou? Neden bir anda yere bakmaya başladınız? Yoksa izlerini mi kaybettik?"

Shou, elini çenesine koymuş bir şekilde, karşısındaki devasa kaya kütlelerini analiz ederken kafasını Veyr'e çevirdi.

"Bir Vyvern avlamak, göründüğünden çok daha zordur Veyr. Bu yaratıklar mağaralarına yaklaştıklarında, herhangi bir avcıya yakalanmamak için fiziksel izlerini ve mana izlerini silme konusunda uzmandırlar. Bu sadece onlara has değil. Diğer tüm gelişmiş canavarlar hayatta kalmak için bu gizlenme sanatında ustalaşmıştır."

"O halde izler tamamen yok olduysa onu nasıl bulup dışarı çıkaracağız?"

"İzlerini saklasalar da mağaranın o karanlık ağzını bulmanın daha kesin bir yolu var. Vyvernler son derece gururlu ve çabuk sinirlenen yaratıklardır. Eğer burada sahte bir aura savaşı başlatırsak, kendi bölgelerine meydan okunduğunu sanıp içgüdüsel olarak kendilerini belli edeceklerdir. İşte burada sen devreye gireceksin."

Veyr anlamamış bir ifadeyle başını yana eğdi. Shou planın detaylarını anlatmaya devam etti.

"Sen tüm gücünle kendi auranı serbest bırakacaksın ben de aynı anda benimkini açacağım. İki farklı insan aurası bu ıssız yerde çarpıştığında canavarlar büyük bir tehdit algılayacaklar. Korku ve öfkeyle mağaralarının girişine kadar kendi auralarını salarak savunma pozisyonuna geçecekler. O manayı yakaladığımız an, Vyvern'in tam yerini tespit etmiş olacağız."

Veyr, heyecanla başını salladı ve damarlarındaki tüm enerjiyi odaklayarak sarı aurasını bir patlama gibi dışarı saldı. Shou da hemen ardından kendi muazzam sarı aurasını serbest bırakınca, iki güç merkezi havada korkunç bir gürültüyle çarpıştı.

Aura Patlaması adı verilen bu olay gerçekleştiğinde, gökyüzü bir anlığına renk değiştirdi. Bu fenomen, iki auranın çarpışıp güçsüz olanın dağılmasıyla oluşan bir şok dalgasıydı.

Shou'nun aurası, S seviye olmanın getirdiği o muazzam hacimle bir mahalleyi hatta koca bir şehri baskı altına alabilecek güçteyken, Veyr'in aurası ancak bir dağı kaplayacak kadar yoğundu. Bu dengesiz çarpışmanın yarattığı patlamada aura etrafa saçıldığında, derin uykusunda olan Vyvern aniden uyarıldı. Kendi bölgesinde patlayan bu güce karşılık vermek için kontrolsüz bir şekilde manasını dışarı sızdırdı.

"İşte yakaladım seni!"

Shou, mağaranın derinliklerinden gelen o vahşi manayı anında tespit etti. Veyr'i bir çırpıda belinden kavradı ve güçlü bacaklarıyla kayalıklardan yukarı doğru inanılmaz bir sıçrayış gerçekleştirdi. Bir sırtlan kadar çevik olan ve bir fırtına kadar hızlı koşan Shou, saniyeler içinde devasa bir mağara girişinin önünde durdu.

Mağaranın ağzına vardıklarında, içeriden gelen o serin ve rutubetli hava yüzlerine çarptı. Burası doğal yollarla oluşmuş bir oyuktan ziyade, canavarın o keskin pençeleriyle yıllar boyunca kazıyıp şekillendirdiği, derinliklerinde karanlık bir yuva kurduğu yapay bir kaleydi.

Shou, elindeki meşaleyi yakıp karanlığı dağıtırken, Veyr'e son bir uyarı bakışı attı. Beraberce, Vyvern'in nefesinin duyulduğu o zifiri karanlığa doğru ilk adımlarını atmışlardı. Ufak tefek böcekler hariç pek fazla yaşayan canlı yoktu.

Canavarın manasına doğru yaklaşmaya devam ettiler. Mağaranın ortalarına doğru önlerinde iki tane Vyvern vardı. Bunlar içeride yatan büyük Vyvern'in çocuklarıydı. Uyuyorlarken gelen iki tehdidi fark etmemişlerdi.

Shou, Veyr'e parmağını dudağının üstüne koyarak "Sessiz ol. Bu ikisi sadece çocuk o yüzden onları uyanmadan öldürelim." dedi.

Veyr başını yavaşça aşağı ve yukarı salladıktan sonra sessiz adımlarla canavarlara yaklaşmaya çalışıyorlardı. Shou kılıcını hafif bir şekilde kınından çıkartarak sağdaki canavarın boynuna doğru tuttu. Veyr ise hançerini çıkartarak soldaki canavarın boynuna koydu.

Shou, elini havaya kaldırarak üçten geriye saymaya başladı. İlk parmak indi, ikinci parmak indikten sonra üçüncü parmak aşağı indiğinde ikisi de silahlarıyla canavarların boyunlarını kestiler. Shou'nun canavarı tertemiz bir şekilde ölmüştü.

Fakat Veyr için durum farklıydı. Seviyesi bu canavarı öldürmeye yetmediği için canavarda bıraktığı hasar ölümcül olmamıştı. Kesik boynunu iyileştiren canavar bağırarak iki ayağının üstüne kalktı.

"İşte şimdi sıçtık Veyr."

Canavar içerideki annesini uyarmayı başarmıştı. Artık bu gizli bir saldırı değildi. Canavara doğrudan yapılan bir saldırıydı. Annesi bu tehdidin sesini aldığında çocuğunu kurtarmak için mağarada deprem yaratacak sarsıntıyla koşmaya başladı.

Canavar, Veyr'i öldürmek için saldıracağı esnada Shou onu kenara iterek canavarı kılıcıyla durdurdu. Bunu hızlı bitirmesi lazımdı çünkü annesi yetişirse ikiye karşı iki savaşmak zorunda kalırdı. Veyr'in güçsüz olması nedeniyle çocuk olan Vyvern'i dahi öldürmesi imkânsızdı.

"Kaç ve saklan Veyr! Gerisini bana bırak."

Veyr geriye adım atmaya başlayarak alandan uzaklaşmıştı. Artık Shou kendini tutmadan dövüşebilirdi. Kılıcıyla canavarın bir elini kesti ve geri sıçradı. Canavardan akan kan kıyafetini biraz kirletmişti. Kılıcını tekrar kaldırarak canavara doğru koştu.

Canavarın savunmasına fırsat vermemek için bir anda sağdaki duvara doğru koştu. Canavar peşinden koşarken ayağını duvardan sıçramak için kullandı. Kendisinin üstüne doğru yürüyen canavarın, bu harekete karşılık veremeden kafası çoktan kopmuştu.

Yerler kanla yıkanırken Shou, kılıcını kınına sokmaya vakit bulamamıştı. Asıl tehdit karşısında duruyordu. S seviye canavar Vyvern, tamamen karşısındaydı. Bir canavar olmasına rağmen ölen diğer iki canavar onu içgüdüsel olarak sinirlendirmişti.

"Bu kötü oldu işte. Veyr! Derhâl rüzgar büyüsü kullan!"

Shou karşısındaki canavarın dikkatini dağıtmak için rüzgâr büyüsü kullanacaktı. Bu planı uygulamak için ayağa kalkan Veyr, elini ileri doğru uzattı.

"Rüzgâr Büyüsü: Kör Edici Esinti!"

Canavar aptal değildi… Bu saldırı onun için sadece taş fırlatmaya benziyordu. Vyvernler uçabildikleri için rüzgârdan asla etkilenmiyorlardı. Shou onun kör olduğunu düşünerek saldırmaya çalıştı. Canavar ise bu saldırıyı görebildiği için kanadıyla onu duvara doğru fırlattı.

Shou duvara fırlatılınca canavar Veyr'e baktı. Onun gözünde Veyr sadece bir av konumundaydı. Asıl hedefi kandırdığı avcıydı. Duvara sert bir şekilde çarpan Shou, kan tükürerek hafif bir sarsıntı geçirdi. Canavar ise kanatlardaki ellerinin büyük pençeleriyle Shou'ya bitirici vuruşu yapacaktı.

Shou henüz kaybetmemişti. Canavarın saldıracağı esnada kılıcını eliyle geri çağırarak pençeyi bir şekilde durdurmayı başarmıştı. Bir bina kadar büyük olan Vyvern henüz pes etmeyecek kadar güçlüydü. Devamında tekrardan saldırsa da artık Shou onun açığını kavramıştı.

Canavarın kanatları, bütün vücuda kıyasla daha zayıftı. Shou'nun tek yapması gereken kanatları keserek canavarı savunmasız bırakmaktı. Böyle düşünüyordu fakat canavarın zeki olduğunu biliyordu. Bu açığı kullanmak için canavarı bir şekilde kandırması gerekiyordu.

İçinden "Kanatlarına saldırmam gerekiyor fakat muhtemelen beni durduracaktır. Eğer… Canavara sağlam noktasından saldırırsam zayıf noktasını fark ettiğimi düşünmeyecektir. Pekâlâ, bu açığı kullanacağım!" dedi.

Canavarı kılıcıyla oyalarken bir anda gözünden kayboldu. Canavar onu ararken onun karnına doğru saldırdı. Kılıç içeri girmeyince canavar kanatlarıyla onu uzaklaştırdı.

"Bende bunu bekliyordum aptal!"

Canavarın açılan kanadını kılıcını fırlatarak vücuduna bağlandığı kısımdan kesti. Can haliyle bağıran canavar kraterdeki diğer tüm canavarları korkutacak kadar güçlü bir sese sahipti. Shou, kılıcını geri çağırarak canavarın başında durdu.

"Sessiz ol! Küçük oyunun burada sona eriyor!"

Canavarın üstündeyken kılıcını havaya kaldırdı. Canavar artık kaybettiğini anladığı için kopmuş kanadına son bir kez baktı. Kılıcı tam canavarın kafasına sokan Shou, onu öldürmeyi başarmıştı. Öldüğüne dair kanıt olarak canavarın kanadından üç tane tüy almıştı.

Veyr ise saklandığı yerden çıkarak Shou'nun yanına geldi.

"Vay be… Böyle güçlü bir canavarı zorlanmadan ölürdün. Kahraman Shou, gerçekten yapamayacağın bir şey var mı?"

Kibri nedeniyle kılıcını silerken "Hah, yapamayacağım şey sadece yapmak istemediğim şeydir." dedi.

İkili beraber canavarın mağarasından çıkmak için yavaş yavaş yürümeye başladılar. Canavarın ölüsü zaten o gittikten sonra diğer canavarlar tarafından yenecekti bu yüzden imha etme gereği duymadı. Mağaranın girişine geldiğinde bir tane insan mağaranın girişinde bekliyordu. Bu insan Altın Kilise'nin 3.numarası Shikigami'ydi...

Bir hata mı var? Şimdi bildir!
Yorumlar
  1. Okuyucu
    Bende vyvernler güçlü sanıyordum tek yedi la