Yanlışlıkla Zalim Şeytan Kral Olarak Reenkarne Oldum Bölüm 63 - Anlaşma ve İblis Ordusu
Tokito, yavaş ve yankılanan adımlarla yürüdüğü o uzun, soğuk koridorun ardından nihayet İblis Kralı'nın huzuruna ulaştı. Burası kendisi, krallığı ve geride bıraktığı tüm sevdikleri için dönüm noktasıydı. Verilecek karar ya dünyayı ateşe verecek ya da küllerinden doğuracaktı. Tokito sonucu az çok tahmin ediyordu asıl önemli olan, bu sonucun hangi bedellerle ve nasıl gerçekleşeceğiydi…
Kral Nevil Jatur, sadece bakışlarıyla bile tüm odayı ağır bir baskı altına alıyordu. Ancak Tokito, tıpkı geçen seferki gibi, bu canavarca heybetin karşısında dimdik, sarsılmaz bir iradeyle dikiliyordu. Bu kez odada sadece kral yoktu. Sağ kolu Kervil dahil olmak üzere krallığın en önemli komutanları da oradaydı. Hepsinin yüzünde, bu genç Şeytan Kral'ın yaydığı tekinsiz güçten duyulan gizli bir korku ve huzursuzluk okunuyordu.
Tokito, elini göğsüne götürerek asaletini ve saygısını gösteren kısa bir selam verdi. "Merhaba, yeniden buradayız Kral Nevil Jatur. Bu sefer mutlak bir karara varacağınızı içtenlikle umuyorum." dedi ve buz gibi bir tavırla ekledi. "Tüccarı ve korumasını burada göremedim. Neredeler?"
İblis Kral, sağ kolu Kervil'e kısa bir işaret verdi. Kervil başını hafifçe eğip kapıya yöneldi. Devasa obsidyen kapıların gıcırdayarak açılmasıyla içeriye Tüccar Hellian ve sadık koruması Lily girdi. Lily, taht odasına adım attığı o ilk saniyede havada asılı duran o devasa aurayı iliklerine kadar hissetti. Korku, buzdan bir el gibi kalbini sıkıyordu ama aynı zamanda duruşunu bozmaması gerektiğini biliyordu.
"İşte istediğin konuklar geldi. Hoş geldiniz Keiken Krallığı'nın en nüfuzlu ismi, Tüccar Hellian!" diye gürledi Nevil Jatur.
Hellian, kralın önünde derin bir saygıyla eğildi. "Teşekkür ederiz Kral Nevil Jatur. Bizim gibi alt tabakadan olan bir insanı buraya, değerli huzurunuza neden çağırdınız?"
"Sizleri çağıran ben değildim." dedi İblis Kral, Tokito'yu işaret ederek. "Sizi Şeytan Krallığı'nın yeni kralı, Şeytan Kral bizzat çağırdı."
Lily, kralın bu sözlerinin ardından bakışlarını hemen tahtın önünde sarsılmaz bir kule gibi duran Tokito'ya çevirdi. Onun o asil ve korkusuz duruşunu yeniden gördüğünde kalbi göğüs kafesini zorlayacak kadar hızlı atmaya başladı. Duygularını kontrol edemiyordu. "Ş-Şeytan Kral mı?" diye düşündü Lily kendi kendine. "Beni buraya neden çağırdı? Tüccarı görmemişti bile çarşıda sadece beni görmüştü... Acaba beni tekrar görmek mi istiyor?"
Tokito, onların varlığına en ufak bir duygu kırıntısı göstermeden dik durmaya devam ediyordu. Zayıf görünmek, şu an yapabileceği en büyük hataydı. Eğer onlara karşı bir sıcaklık gösterirse, Şeytan Krallığı'nın o sarsılmaz imajı lekelenebilirdi. Ancak bu dışarıdaki buzdan maskesi, başka bir krallıktan gelen bu insanlarla karşılaşmanın verdiği heyecanı tamamen yok edememişti.
Onlara ufak fakat keskin bir bakış fırlattıktan sonra gövdesini onlara doğru döndü ve tüccara elini uzattı. Tüccar başta bu hamle karşısında şaşırmıştı fakat Tokito'nun bakışlarındaki o gizli tehdit, onu hemen kendine getirdi. "Çağrıma kulak verdiğin için teşekkür ederim tüccar. Sizin gibi zeki birisini krallığımda görmek isterim." dedi Tokito. Sesi bir kış gecesi kadar soğuk ama bir kral kadar asildi. "Şimdi neden burada olduğunuzu öğreneceksiniz."
Bu sözlerin ardından hızla krala doğru döndü. Gözlerini Nevil Jatur'un mor gözlerine dikti ve ellerini arkasında birleştirdi. "Sayın Kral Nevil Jatur, Şeytan Krallığı'nın meşru sorumlusundan gelen o iç savaşı durdurma talebi hakkında ne düşünüyorsunuz?"
Tokito yine aynı şeyi, aynı kararlılıkla sormuştu. Nevil Jatur, bu anlaşmayı kabul etmekten başka bir şansı olmadığını biliyordu yine de körü körüne bir şeytana güvenmek onun doğasında yoktu. Kral tam ağzını açıp cevap verecekken, bir ses kralın yapacağı konuşmayı bir bıçak gibi kesti.
"Neden bizden yardım istiyorsun? Senin kendi ordun yok mu Şeytan Kral?" Lily, sormaması gereken o soruyu sormuş, sohbeti tam ortasından bölmüştü. Ardından şaşkınlıkla ve bir o kadar da endişeyle ekledi. "Bir iblisin veya bir insanın size yardım etmesi demek, binlerce şeytanla savaşmak demektir. Bunun ne anlama geldiğini biliyor musun?"
Tokito'nun sağ ayağını hafifçe kaldırmasıyla Lily'nin tam önünde belirmesi bir oldu. Hızı neredeyse gözle görülemezdi. Karşısında duran kızın gözlerinin tam içine, en derinlerine bakarken, konuşmasının bölünmesinden duyduğu o büyük siniri Lily'nin yüzüne bir kırbaç gibi yansıtıyordu.
"Sana konuşman gerektiği söylenmedi insan." dedi Tokito, sesi fısıltı kadar alçak ama bir çığlık kadar ürkütücüydü. "Buraya tüccar çağırıldı, sen değil. Yerini bil, önemsiz varlık."
Lily, aldığı bu sert karşılıkla tek bir söz dahi edemeden sustu ve yerinden kıpırdayamadı. Tokito, eliyle kızı oracıkta boğmaya niyetlenmiş gibi hamle yapacağı esnada Hellian hemen araya girdi. Şeytan Kral'ın önünde eğilerek tüm saygısıyla yalvardı.
"Lütfen! Lütfen beni koruyan askerimin saygısızlığını affedin. O sizin kim olduğunuzu ve bu masadaki yükün ağırlığını tam olarak bilmiyor."
Tokito, Lily'yi aşağılarcasına süzdü. "Öyle olsun. Köpeklerinize tasma takmazsanız, onları aslanlar kapabilir. Bu kızı daha önce gördüm... Onu bana sat ve böylelikle bu tatsız konu kapansın." dedi kızın saçlarına sanki bir kumaş parçasına dokunur gibi dokunarak.
"Üzgünüm." dedi Hellian, sesindeki korkuyu bastırarak ekledi. "O sadece bir koruma değil. Onu size satamam."
"Hadi ama tüccar. Her şeyin bir ücreti vardır. Peki sana bu kızın kölelerden çok daha fazla para kazandıracağını söyleseydim?"
"Yüce Şeytan Kral dahi olsanız bu kızı size satmayacağım. O bir satılık eşya değil, o bir insan. İnsanlar satılmaz çünkü onların kendi iradeleri var."
Tokito bu sözlerin ardından tek kelime dahi etmeden arkasını döndü ve eski yerine geçti. İblis Kral Nevil Jatur, tüm bu konuşma boyunca bir heykel gibi sadece dinlemişti. Şimdi sıra onun nihai sözündeydi.
"Anlaşmaya başlayalım İblis Kral." dedi Tokito, ellerini yavaşça ovalayarak ekledi. "İblis Krallığı, Şeytan Krallığı kralını eski tahtına geri oturtacaktır. Tüccar Hellian ise Loropis şehrine yapılacak saldırıda ordunun tüm ihtiyaçlarından ve ikmalinden sorumlu olacaktır. Ödemesi savaş zaferle bittikten sonra bizzat Şeytan Krallığı tarafından verilecektir."
İblis Kral derin bir düşünceye daldı. "Dediklerini anladım ama Şeytan Krallığı'na saldırarak büyük kayıplar vereceğiz. Benim ve krallığımın bundan asıl kazancı ne olacak? Savaş sonunda vereceğin altınlar ancak tüccarın işine yarar. Krallığımın geleceği için daha somut bir şey lazım."
"Kraliyet ailesi bu yardım karşılığında, hiçbir ek şart aranmaksızın 20 yıl sürecek mutlak bir barış anlaşması imzalayacaktır." dedi Tokito. "İblis Krallığı'na ait sınırlarımız bu süre boyunca bir bütün olarak kalacak ve bizim tarafımızdan dokunulmaz olacaktır."
"Senin gerçekten bu anlaşmaya sadık kalıp kalmayacağını nereden bileceğim?" Nevil Jatur, Tokito'yu gerçekten köşeye sıkıştırmak istiyordu. Karşısındakinin gerçek niyetini ancak böyle görebilirdi ama Tokito her türlü hamleye hazırlıklıydı.
"Beni rehin al Nevil Jatur. Şehir düştüğünde anlaşma imzalanana kadar Loropis'i işgal et. Eğer anlaşma imzalanmazsa, kellemi taht odasının girişine asmakta özgürsün."
"Pekâlâ, dediğin anlaşmayı kabul ediyorum! Kral emridir! En kısa süre içerisinde İblis Krallığı ordusu toplanıp Loropis şehrine yürüyecektir! Kervil, sağ kolum olarak bu ordu sana emanet. Prens Hevil, sen de Şeytan Kral'a eşlik edeceksin."
Tüccar Hellian elini kaldırarak son bir not ekledi. "Bunu kabul ediyorum ancak şunu belirtmeliyim bizim savaşla doğrudan bir alakamız olmayacak. Biz sadece takviye erzak ve kılıç sağlayan bir ikmal birliği olacağız."
İblis Kral'ın onayıyla tarihi anlaşma tamamlanmıştı. Lily, ancak o an nefes alabildiğini fark etti. Şeytan Kral'ın az önceki o öldürücü tehdidi onu hem dehşete düşürmüş hem de ona duyduğu o imkansız sevgiyi daha da körüklemişti. Bu sevginin karşılıksız kalacağını bilse de kalbine söz geçiremiyordu.
Anlaşmanın tamamlanmasının ardından Tokito yeni kurulacak ordunun başına geçirildi. İblisler kısa bir sürede toparlanmak için civardaki şehirlerden takviye birlik talep ettiler. Ordu henüz toplanamazdı fakat adımlar atılmıştı.
Saraydan ayrıldıktan sonra ordunun geçici toplanma kampına gitti. Burada bir süre konaklamayı düşünüyordu. Prens, daha sonra orduya katılacağı için sarayda beklemedeydi. Lily ve Tüccar Hellian, bu sırada Tokito'nun topladığı ordu için erzakları topladılar.
İkinci gün olduğunda şehirlerden gelen askerlerin yola çıktıkları Tokito'nun kulağına ulaşmıştı. Yaşanan bu olay bir ilkti. Şeytanlar ilk kez bir krallıktan destek alıyorlardı. Bu, Şeytan Krallığı'na sınırı olan ülkelerin artık onların güçsüzleştiğini düşünmelerine neden olmuştu.
Neyse ki Gölge Askerler sadece İblis Krallığı sınırını açmıştı. Diğer sınırlar tamamen onların kontrolündeydi. Her ne kadar sınır güvende olsa da krallık gün geçtikçe zayıflıyordu. İç savaş tüm bölgelere ulaşmıştı. Krallık kraliyet ailesi ve darbeciler arasında seçim yaparak saflara bölünmüştü.
Tokito, bunların hepsinden haberdar bir şekilde tahtadan yapılmış koltukta oturuyordu. Darbeyi sonlandırmak için fazla süresi kalmamıştı. Ordu kısa sürede ulaşmalıydı. Hızlandırmak için hiçbir devletin kullanmadığı bir taktik geliştirdi.
Askerleri toplamak için askerlerden yol yapmak… Bu fikir Tokito'nun en zekice kurguladığı fikirdi. Temelinde askerleri destek askerlerinin geleceği yollarda konuşlandırarak yollarda olacak gecikmeyi en aza indirmekti. Yaptığı yollarla haftalarca sürecek olan toplanma bir haftaya indirilmişti.
Bir hafta geçtikten sonra tüm birlikler başkentin önünde toplanmıştı. Artık ordu, Loropis'i ve General Guter'i ezmeye hazırdı… Tokito, Prens Hevil'in gelmesiyle ilerleme borusunu öttürdü. Bunu duyan askerler düzene sadık kalarak yürüyüşe geçtiler.