Yanlışlıkla Zalim Şeytan Kral Olarak Reenkarne Oldum Bölüm 59 - İki Krallığın Anlaşması 1. Kısım
Koridordaki kısa yürüyüşün ardından kale avlusuna çıktılar. Tokito'nun önünde duran at arabası, alışılmış asillik tasalarından uzaktı. Daha çok zırhlı bir tankı andıran, gri tonlarında ve heybetli bir tasarımı vardı. Hevil, yanlarındaki askere kapıyı açması için kısa bir işaret verdi.
"Buyurun Şeytan Kral, bizi uzun bir yolculuk bekliyor."
"Teşekkür ederim Prens Hevil."
Tokito, üç basamaklı merdiveni ağır adımlarla çıkarak arabanın sol tarafındaki koltuğa yerleşti. Hevil de hemen karşısındaki yerini aldı. Göz göze geldikleri o kısa sessizlikte, atı kontrol eden kişinin komutuyla tekerlekler gıcırdamaya, yolculuk başlamaya başladı.
Tokito sessizliği ilk bozan oldu: "Peki, genelde neler yaparsın Hevil? Bir prensin günleri nasıl geçer?"
"Normal şeyler işte; gezmek, dolaşmak, krallığın yönetimine yardım etmek... Bir de senin gibi değerli misafirleri karşılamak. Çok mu sıradan geldi?"
"Benim de pek bir farkım yok Hevil. Doğduğum günden beri sorunlarla karşılaşsam da artık bu karmaşa benim için 'normal' hale geldi…"
Tokito, bakışlarını camdan dışarı çevirdi ve ekledi. "Babandan bahset bakalım. Nasıl bir iblisle tanışacağız öğrenelim."
Hevil'in yüzünde gururlu bir ifade belirdi. "Babam biraz… Şey, nasıl desem, havalı bir kraldır. Genelde başkentte oturur ve krallık işleriyle bizzat ilgilenir."
"Görünüşü nasıl? İblisler de bizim gibi insansı bir forma mı sahip?"
"Biz iblisler, sizlerin aksine güçlendikçe insanlaşmayız Şeytan Kral. Aksine, güçlendikçe canavarlaşıyoruz. Babam krallığın en güçlüsü olduğu için dört kola sahip. Boyu sanırım iki metreden uzundur. Vücudu aşırı derecede kaslı ve gözleri tıpkı benimkiler gibi mor renkte."
Babası tam bir canavarmış demek… diye düşündü Tokito. Rodius'u gördüğümde canavarlığın ne demek olduğunu anladığımı sanmıştım ama dört kollu bir kral görmek benim için bir ilk olacak. Acaba Hevil de büyüdüğünde babası gibi mi görünecek? Bir canavarla dost olmak… İlginç bir deneyim olurdu.
Sarsılarak ilerleyen arabanın penceresinden Akalrad kalesinin küçülüşünü izlerken zihni başka yerlere kaydı. Zindanın soğuk duvarları ve o Elf kızının boş bakışları hâlâ hafızasının bir köşesinde asılıydı. Bir kralın en büyük yükü, kurtarmak isteyip de henüz gücünün yetmediği hayatları arkasında bırakmaktı.
"Sabret küçük Elf." diye geçirdi içinden. "Kral olacağım güne kadar dayan. O şişman tüccar seni kendi elleriyle bana getirecek. O güne kadar hayatta kalmak senin, seni oradan çekip alacak gücü toplamak ise benim görevim."
Hevil, Tokito'nun derin düşüncelere daldığını fark etmişti. Arabanın içindeki lambanın mor ışığı, Tokito'nun omuzlarından sızan ve ışığı adeta yutan simsiyah aurasıyla çarpışıyordu.
"Hâlâ o köle kızda mısın?" diye sordu Hevil. Sesinde yargılamadan ziyade samimi bir merak vardı.
Tokito bakışlarını Hevil'e çevirdi. "O zindanda bıraktığım tek şey o kız değildi Hevil bıraktığım insani zayıflığımdı. Orayı bir esir olarak terk ettim ama Nogard'a bir kral gibi gireceğim."
Hevil hafifçe gülümsedi ve deri koltukta arkasına yaslandı. "Babam Nevil Jatur, zayıflıktan nefret eder. Eğer karşısına o zindandaki gibi çaresiz çıksaydın, kellen şu an taht odasının girişinde asılı olurdu. Ama şu an yaydığın bu siyah aura... Bu babamı bile heyecanlandıracaktır."
Yolculuk, İblis Krallığı'nın kızıl topraklarında devam ederken coğrafya giderek daha sakin bir hal alıyordu. Yer altından gelen lavların sıcaklığı arabanın içine kadar sızıyor, gökyüzündeki bulutlar masmavi gökyüzüyle kaynaşmış, güneşte onlara eşlik ediyormuş gibi gösteriyordu. Tokito, Şeytan Krallığı'nın düzenli ve asil havasından sonra buradaki sakin havaya hayran kalmıştı.
"Darbe hakkında…" dedi Hevil, sesi ciddileşerek. "Babamın desteğini almak istiyorsan ona sadece soyunu değil, o hainlerin neden durdurulması gerektiğini de kanıtlamalısın. İblisler sadece güce tapmazlar, istikrara da önem verirler. Şeytanların başındaki zincir koparsa, İblis Krallığı'nın sınırları ilk yağmalanacak yer olur."
Tokito yumruğunu sıktı. "Zincir kopmadı Hevil. Sadece el değiştirdi. Ve o el, dünyayı ateşe vermeden önce ben onu kıracağım."
Günler süren yolculuğun sonunda, ufukta Nogard'ın devasa kapıları belirdi. Şehir, sönmüş bir yanardağın kraterine tamamen obsidyen taşlarından inşa edilmişti. Sarayın kuleleri, birer ejderha dişi gibi gökyüzünü deliyordu. Kapıdaki İblis muhafızlar, yaklaşan siyah aurayı hissettikleri an mızraklarını ritmik bir şekilde yere vurdular. Bu hem bir saygı gösterisi hem de sessiz bir meydan okumaydı.
Hevil arabadan ilk inen oldu ve kapıyı Tokito için açtı. "Geldik Şeytan Kral. Nogard'a... Yani bizim cehennemimize hoş geldin."
Tokito arabadan indiğinde, siyah aurası tüm meydana bir sis gibi yayıldı. Binlerce iblisin meraklı ve korku dolu gözleri üzerindeydi. Karşısında, sarayın en tepesinde onu bekleyen o dört kollu devin varlığını hissedebiliyordu.
Nogard'ın sokaklarında ilerlerken Tokito şaşırmadan edemedi. Şeytan Krallığı'nın aksine, burası garip bir şekilde sakin ve huzurlu bir yaşam sürüyordu. Belki de bu yüzden Kahraman Shou tarafından henüz hedef alınmamışlardı.
Tam o sırada, bir sokak arasından gelen sesler Tokito'nun dikkatini çekti. Hevil halkıyla selamlaşırken, Tokito sessizce sese doğru yöneldi. Duvarın arkasından baktığında, iki haydudun küçük bir erkek çocuğunu köşeye sıkıştırdığını gördü. Çocuğu duvara yaslamış, acımasızca tekmeliyorlardı.
Tokito, beklemeden gölgesini haydutların üzerine düşürdü. Haydutlar anlık bir refleksle sola döndüklerinde karşılarında bir iblis bulacaklarını sandılar ama karşılaştıkları şey çok daha karanlıktı. Tokito'nun simsiyah kuyruğu ve soğuk bakışları, haydutların iliklerine kadar titremesine yetti.
"B-Bir şeytanın burada ne işi var? S-Sen burada olmamalısın!" diye bağırdı haydutlardan biri.
"Küçük bir çocuğa mı saldırıyorsunuz? Ne kadar alçakça bir hareket…" dedi Tokito sesi buz gibi bir tonda çıkarken. "Gelin ve kendi boyunuza göre birine saldırın. Karşınızda duran bu şeytanla dövüşmek ister misiniz?"
"Seninle işimiz bitmedi velet! Bir dahaki sefere seni halledeceğiz!" diyerek kaçmaya yeltendiler.
Tokito'nun gözleri hafifçe kısıldı. "Yaşamanıza izin verecektim ama vazgeçtim. Gücümü denemek için güzel bir yer. Karanlık Büyü: Gölge Ke- "
Aniden omzuna bir el dokundu ve büyüsünü yarıda kesti. Onu durduran Hevil'in ta kendisiydi.
"Senin bunlara gücünü harcamana gerek yok Şeytan Kral. Askerler! Bu ikisini esir alın."
Tokito hafifçe iç geçirdi. "Hah, ne güzel kahraman olacaktım, içine ettin Hevil."
"Hahaha! Onları senin gazabından kurtardım diyelim. İkimiz de öldürmek için sadece bir bahane aradığını biliyoruz."
Askerler haydutları götürürken Tokito, yerdeki çocuğun yanına yaklaştı. Yaraları ağırdı. Tam büyüsünü kullanacaktı ki, zihnindeki bilgi ekranı bir uyarı verdi:
"Dikkat: İblisler, şeytanların aksine yaşlanabilir ve yaşlılıktan ölebilirler."
Tokito duraksadı. Çocuğun yıllarını çalmak istemiyordu. Eğer karanlık büyü yaparsa, çocuk bir anda yaşlanabilirdi. Bu yüzden onu kucağına aldı ve ayağa kalktı. Ona göre askerlerin iyileştirmesi daha doğruydu.
Çocuk, karşısındaki bu karanlık ama güven verici figüre baktığında, sanki bir abi görmüş gibi hissetti ve kollarını Tokito'nun boynuna doladı. Tokito'nun kalbi o an garip bir şekilde sızladı. Eski anılar, birer sis bulutu gibi zihnine doluştu.
İblis bile olsa bir çocuğun bana böyle sarılması… Dejavu mu yaşıyorum? Neden bu anıları tekrar yaşıyor gibiyim? Doktor olduğum zamanlar... İyileşen çocukların böyle sarılması normaldi. Ama bir iblisin bunu yapması... Neden bu kadar tanıdık geliyor?
Tokito farkında olmasa da ruhu, zihninin kapalı kapıları ardındaki o doktoru hatırlıyordu. Çocuğu biraz daha sıkı tutarak Hevil'in yanına yürüdü. Hevil, çocuğu alması için bir askere emir verdi.
"Neden bu kadar düşük seviye birini kucağınıza aldınız Şeytan Kral?"
Tokito ellerine hüzünlü bir şekilde baktıktan sonra kafasını kaldırdı. "Ben de sebebini bilmiyorum… Bu his sadece... Fazla tanıdık geldi."
Hevil dayanamadan gülmeye başladı. "Senin gibi bir kaos makinesinin çocuklarla işi olmaz sanırdım!"
"Yolumuza devam edelim," dedi Tokito, ciddiyetini takınarak. "Böyle boş işlerle zaman kaybetmemeliyiz."
"Haklısınız Şeytan Kral. İşte şimdi olması gerektiği gibi konuşuyorsunuz!"
Onlar henüz gelememiş olsalar da üç hafta sonra başlayacak olan savaşın hazırlıkları daha yeni başlamıştı… Tokito, İblis Kral'la aynı ortamda bulunarak ordusunu toplayacaktı. İblis Kral bu durum karşısında ne tepki verecekti?