Novel Türk > Yanlışlıkla Zalim Şeytan Kral Olarak Reenkarne Oldum Bölüm 50 - Kraliyet Hazırlıkları 2. Kısım

Yanlışlıkla Zalim Şeytan Kral Olarak Reenkarne Oldum Bölüm 50 - Kraliyet Hazırlıkları 2. Kısım

Askerin nefes nefese getirdiği bu haber, kütüphanenin sessizliğini bir bomba gibi patlattı. Momoi ve Koloton birbirlerine baktılar. Şaşkınlıklarını gizleyemiyorlardı. Tokito'nun, o süt içen çocuğun böyle bir şey yapabileceğini, Guter gibi bir devi devirebileceğini ikisi de tahmin edememişti.

Koloton, şokun etkisiyle askeri yakasından tutarak havaya kaldırdı. "Sen ne dediğinin farkında mısın? Kralın oğlu General Guter'i esir mi almış? B-Bu nasıl olabilir? Guter bir savaş makinesidir!"

"Efendim raporda yazanlara göre General Guter eski kralın oğlunu öldürmek için gittiğinde pusuya düşmüş ve bizzat Şeytan Kral tarafından alt edilmiş."

Momoi şaşkın gözükse de avının hayatta kalması içine su serpmişti. Fakat bir taraftan da öldürmeyi planladığı kişinin bir anda bu kadar güçlenmesi, onu içten içe ürkütmüştü.

"Onu kendi gözlerimle görmeliyim. O çocukta... başka bir şey var."

Koloton hemen toparlandı. "Vikont Xavier'a haber verin, Beril'i göndersin. Bir ulak da Fujih'e gönderin o da gitsin, o korkak da görsün kralın gücünü."

Momoi, Koloton'un bu kararına sinirlense de sustu. Koloton'un planını anlamıştı: Kral karşıtlarını teker teker Tokito'nun önüne atarak onları biat ettirmek istiyordu.

Asker gittikten sonra ikisi de taht odasına doğru yürüdü. Kapıdan geçer geçmez Koloton, az önceki ciddiyetini atıp mutlu, hatta aşık bir yüz ifadesiyle gezmeye başladı. Momoi bu ani değişimi anlamamıştı.

"Kralımı gördün mü Momoi… Ah, neden onu sevdiğimi, neden ona sadık olduğumu şimdi anladın mı?"

"Neden sevdiğini anladım fakat nasıl General Guter'i yenmeyi başardı? Rodius mu yardım etti? Yoksa hile mi yaptı?"

"Muhtemelen dediğin gibi Rodius yardım etmiştir fakat yardımlar önemli değil. Tarih sadece kazananı yazar Momoi."

"Hah... Efendinin Guter'i bu kadar alçak göstereceği kimsenin aklına gelmezdi. Kralın oğlu, gerçekten kral oldu…"

"Yapabileceğini biliyordum. Efendimiz bizi hep şaşırtmayı başarıyor."

İkisi de taht odasından tekrar çıktılar ve görev yerlerine dağıldılar. Bir sonraki habere kadar beklemeleri gerekiyordu fakat Momoi, yapısı gereği bekleyebilecek kadar sabırlı değildi. Odasında geçirdiği zaman boyunca sıkıntıdan patlıyor, saraydaki askerlere sararak, onları korkutarak eğlenmeye çalışıyordu.

Koloton ise beklerken "hizmetçi" rolüne devam ediyordu. Etrafı siliyor, askerleri tertip ediyor, sarayda bir gölge gibi dolaşarak her şeyi dinliyordu.

Geçirdikleri iki günün ardından, beklenen haber geldi. Onlara Vikont Xavier'dan özel bir mektup ulaştı. Koloton elçinin elinden mektubu aldıktan sonra, mührü kırıp sessizce okumaya başladı.

"Vikont Koloton, ben şu anda sınırda bulunan barış görüşmelerini tamamladım ve artık Loropis'e doğru geleceğim. Kralımızdan kötü haberler geldiği için Vikont Fujih durumla ilgilenir sandım fakat duyduğuma göre kendisi de kralımız tarafından esir alınmış. Ne güçlü kral ama hahah. Ben geldiğimde yeni emirler alacaksınız. - Vikont Xavier"

Koloton mektubu bitirdikten sonra kimsenin okumaması, delil kalmaması için kâğıdı buruşturup ağzına attı ve çiğneyerek yedi. Ardından eteklerini toplayıp koşmaya başlayarak bu haberi Momoi'ye vermeye gitti.

Momoi'nin odasının girişine geldiğinde durdu ve kapıyı sertçe tıklattı. İçeriden ses gelmeyince, "Yine mi uyuyorsun aptal?" diyerek içeri girdi.

Gördüğü manzara karşısında dondu kaldı. Momoi yerde kıvranıyordu.

"Momoi sana güzel- Momoi? Ne oldu sana?"

Momoi yüzünü çevirdiğinde Koloton dehşete düştü. Momoi'nin yüzündeki o lanetli üçgen mühürler genişlemiş, derisini parçalayacak kadar derinleşmişti. Gözlerinden kan sızıyordu. Hizmet etmesi gereken kralına ihanet etme düşüncesi ile ona duyduğu yeni sadakat arasındaki çatışma, lanetini tetiklemişti.

Koloton onu yerden kaldırarak yatağa yatırdı ve boğazını sıkan kıyafetlerini gevşetip başında beklemeye başladı. Durumu daha da kötüye gidiyordu.

Yaklaşık dört saat sonra, Momoi titreyerek kendine gelmeye başladığında gözlerini zorlukla açtı. Ağzını oynatarak, hırıltılı bir sesle konuşmaya çalıştı.

"K-Koloton… Orada mısın? Gözlerim... Gözlerim yanıyor, dayanamıyorum."

"Buradayım Momoi merak etme. Sana beklemeni söylediğimiz için, o enerjini atamadığın için bu hale geldin değil mi?"

"Lanetimden kurtuluş yok... Beni böyle bırak, yakında öleceğim. Fellia beni çağırıyor."

Momoi gözlerini kapatacağı esnada yüzüne inen sert bir tokatla irkildi. Koloton onu kolundan tuttu ve sarsarak bağırdı.

"Kendine gel! Sana iyi bir haberim var Momoi. Vikont Fujih de kaybetti ve esir alındı! Tokito hepsini dize getiriyor. Vikont Beril sınırdan oraya doğru gidiyor esirleri kurtaracak."

Momoi'nin gözleri biraz açıldı. "Bu kral... Ne kadar güçlü? Onları yenmek zordur. Neyse, bunun benimle alakası ne?"

"Vikont Xavier yeni emirler için buraya geliyor. Ben İris burada olduğu için rahat hareket edemem, dikkat çekerim. Fakat sen edebilirsin. Muhtemelen kralımızı buraya, başkente sağ salim getirecek komutan sen olacaksın."

Son cümleyi duyduktan sonra Momoi'nin beyninde sadece o kısım yankılandı: Kralı ben getireceğim...

Bu motivasyon, laneti bir süre daha baskılamasına yetti. Etkisi geçtikten sonra bir hışımla ayağa kalktı ve sevinçten duvara bir yumruk attı. Duvar büyük bir gürültüyle yıkıldı.

"Hay kahretsin, yanlışlıkla duvarı yıktım."

"Sorun yok Momoi, saray bizim nasılsa. Önemli olan senin mutlu olman. Hadi biraz dışarı çık ve eğlen, enerjini at."

"Bana çocuk muamelesi yapma çirkin kadın. Ben nereye istersem oraya giderim."

"Hahahah, haklısın. Pekâlâ ben gidiyorum, İris şüphelenmesin. Sana iyi eğlenceler."

Koloton odadan çıktıktan sonra Momoi sevinçten elini ısırdı, üstünü giyinerek dışarı fırladı. Komutanları peşinden gelirken, şehrin içine karışmak ve nabız yoklamak için saraydan çıktı. Hedefi şehrin ana gücü olan garnizon kampıydı.

Loropis garnizonunun büyük bir kısmı, 12 asır önce hüküm süren efsanevi kral tarafından özel olarak oluşturulmuştu. Irk olarak Rodius'un da mensubu olduğu Leroin ırkı seçilmişti. Bu ırk dışarıdan hantal görünse de aslanlardan gelen güçleri ve dayanıklılıklarıyla mükemmel piyadelerdi.

Leroinler'in kafalarındaki ayçiçeğine benzeyen yeleler, aslında onların alev yeteneklerini ve güç seviyelerini belirliyordu. 20 çiçek yaprağına sahip olmak onlar için "Yüce" olmak demekti. Rodius küçükken bunlardan sadece 6 tanesine sahipti fakat melekle karşılaştıktan sonra bu sayı on dokuza çıkmıştı.

Momoi kampa girdiğinde, askerlerin yelelerine göz gezdirerek güçlerini analiz etti. Beşle on arasında değişen çiçek yapraklarına sahip olan bu askerler, şehri savunmak için fazlasıyla yeterliydi.

Kampa girdiğinde onu gören devasa Leroin askerleri dizlerinin üstüne çökerek saygılarını sundular. Momoi kampın ortasında durdu, siyah kanatlarını açtı ve askerlerin gözlerine o meşhur tehditkâr bakışıyla baktı.

"Siz aptal askerler! Uzun bir süredir bu bölgeye hizmet ediyorsunuz. Size sadece bir soru soracağım ve cevabı, hayatınız kadar önemli olacak. Anlaşıldı mı?"

Askerler korku dolu gözlerle, "Anlaşıldı efendim!" diye kükrediler.

Momoi sırıttı. "Sizler 2 ay sonra olacak savaşta düşmanınız kim olacak... Bir dakika soruyu düzelteyim, KİMİ SEÇİYORSUNUZ? Kraliyet ailesini mi, yoksa General Guter'i mi?"

Bu soru orduyu bölmek için sorulmuş bir tuzaktı. Momoi'nin amacı düşmanlarının gücünü ölçmek ve darbe günü kimi öldüreceğini belirlemekti.

Askerler sessizleşti. Kimse ilk konuşan olmak istemiyordu.

"Korkmayın, cevaplarınız ne olursa olsun sizi yargılamam. Efendinizi kendiniz seçmelisiniz. Özgür irade."

Sonunda bazı askerler kafalarını sallayarak kraliyet ailesine sadık olduklarını beyan ettiler. Uzaktan izleyen Momoi'nin ajanı Killer Clown aslında öldüreceği askerleri not ediyordu.

Tam o sırada iri yarı bir asker ayağa kalktı. "Ben General Guter'i destekliyorum! O güçlüdür, o bizi yönetmelidir!"

Onun cesaretinden güç alan diğer Guter destekçileri de ayağa kalktı. Momoi o askeri gördüğünde sinirlerine hâkim olmayı başardı ve sahte, takdir eden bir yüz ifadesi takındı.

"Vay beeee! Sonunda gerçekten takip etmesi gereken kişiyi bilen, kendi fikri olan cesur bir asker. Aramıza hoş geldin."

Asker rahatladı. Momoi bu yöntemle Guter destekçilerini teker teker ortaya çıkardı, onlara sahte bir güven aşıladı. Darbe günü geldiğinde, bu askerler sırtlarından bıçaklanacak ilk kişiler olacaktı.

Kamptan ayrıldıktan sonra Momoi şehri gezmeye devam etti. Kralın ölümünün ardından işlerin ne kadar kötüye gittiğini, o çürümüşlüğü her adımda hissediyordu. Sınır savaşı yüzünden erzaklar azalmış, dükkanlar boşalmıştı. Tüccarlar sinek avlıyordu.

Yeni kralın kim olacağının belirsizliği, sınırda olan savaş, vikontların şehirleri önemsememesi artık krallığın çöküşünü başlatmıştı. Tokito gelse bile, diye düşündü Momoi, önünde enkaz halinde bir krallık bulacak.

Üçüncü günün sabahında, saray kapısı büyük bir gürültüyle açıldı. Gelen, beklenen misafir Vikont Xavier'dı. Üstü başı toz içindeydi, elinde birçok ulaktan gelen mühürlü mektuplar vardı.

Momoi, Xavier'i görür görmez koşarak onu kapıda karşıladı ve kolundan tuttu.

"Hoş geldin Vikont Xavier! Abim! Bana haber getirdin mi? O mektuplarda ne yazıyor?"

Xavier yorgun ama gülümseyen gözlerle ona baktı. Mektupları yanındaki komutanına verdikten sonra elini Momoi'nin omzuna koydu.

"Biraz sabırlı ol benim küçük kardeşim, aceleci kardeşim. Gel özel olarak konuşalım, kulakların duymayacağı bir yerde."

"Nasıl istersen abi. İstersen senin odana gidelim, orası güvenli."

"Sen benim odama git, ben diğer vikontlara, özellikle İris'e sahte bilgi verip geleceğim. Kafalarını karıştıralım."

"Bekliyorum gelişini."

Xavier, diğer vikontlara darbenin planlandığı gibi gittiği yalanını söyledikten sonra Koloton'u da yanına alarak odaya gitti.

Momoi, Koloton'u görünce yüzünü buruşturdu ama Xavier yanında olduğu için sakin kaldı. Üç büyük güç, küçük bir odada toplanmıştı.

Yolculuğundan sadece 1 ay sonra Tokito artık Loropis'e dönüyordu ve bu üçlü, onun yolunu açmak için son hamlelerini yapacaktı. Özellikle daha yeni esaretten kurtulmuş olan Fujih ve Guter, onları bekleyen bu sürpriz karşısında ne yapacaklarını şaşıracaklardı...

Bir hata mı var? Şimdi bildir!
Yorumlar