Yanlışlıkla Zalim Şeytan Kral Olarak Reenkarne Oldum Bölüm 41 - Gizemli Şeytanlar
Momoi ve Tokito, kızı kurtarmalarının ardından arenada kısa bir sessizlik oldu. Savaş bitmiş, kanlı final yerine beklenmedik bir merhamet gösterisi sergilenmişti. Seyirciler, bu yeni kralın ne yapacağını kestirmeye çalışıyor, nefeslerini tutmuş bekliyorlardı.
Tokito, içindeki o sıcak, tanıdık hisle gülümsedi. Hahahah, kendimi evimde gibi hissediyorum. Tüm şeytanlar, özlerinde ırklarını ve onurlarını korumak isteyen bireylerden ibaret. Onları doğru yönlendirirsem...
"Güzel, artık kral olabilirim. Halk beni kabul etti," dedi Tokito, yanındaki gölgeye, Momoi'ye fısıldayarak.
Momoi, yüzündeki o tekinsiz gülümsemeyle cevap verdi. "Bunun için tahtı resmen ele geçirmeniz, tacı takmanız lazım efendim. Sizi denetlesem de size karşı değilim, sadece... potansiyelinizi görmek istiyorum."
"Acele etmeye gerek yok Momoi. Garanti olan bir şey için koşmaya gerek yok, yürüyerek de giderim."
"Siz nasıl isterseniz. Ben sizi uzaklardan, gölgelerden takip etmeye devam edeceğim. Keyfinize bakın, şovunuzu yapın."
"Bekle! Bana açıklaman gereken bir sürü şey var. Nereden çıktın? Kimin emrindesin?"
"Sorularınızı cevaplamak zorunda değilim efendim. Ben sadece bir denetimciyim, bir gözlemciyim." Momoi geri çekilirken içinden geçirdi: Ahhh kralımmmm, o güzel kaşlarınızı çatıp sizi üzgün görmek beni çok üzüyor... Keşke o anarşist kalbinizi sökerek acı çekmenize engel olsaydım... Sizi korumak için sizi yok etmek... Ne tatlı bir çelişki.
"Pekâlâ, gölgelerden yeni kralını izlemeye devam et. Ama gözünü üzerimden ayırma."
Rol icabı bile olsa bu kadar ciddi olması... Gerçekten başarılı olmam için ellerinden geleni yaptılar. Peki bu benim başarım mı? Kral olmam neredeyse yakın fakat hiçbir şey yapmadım. Beni kral yapmak için önümü açtılar, ben de o yoldan yürüyorum... Kendi yolumu çizmeliyim.
Tokito, arenanın ortasına, herkesin görebileceği bir yere yürüdü. Artık arena bittiğine göre zaferini ve felsefesini halka bildirerek gücünü göstermesi gerekiyordu.
"Siz şeytanlar! Gücün ne demek olduğunu gördünüz mü? Güç sadece kasla, kanla elde edilen bir şey değil, iradeyle verilen bir şeydir!"
Spikerin sesi arenada yankılandı: "Dikkatle dinleyin izleyiciler! Şeytan Krallığı'nın umudu, Şeytan Kral adayımız konuşuyor!"
"Sizler birisini yendiğinizde onu öldürmenin doğal, güçlü olmanın gereği olduğunu düşünüyorsunuz fakat yanlış! Gerçek güç, yendiğiniz kişiyi bağışlamak ve o kişi güçlendiğinde onu tekrar yenerek elde edilen otoritedir! Sadakat, korkudan değil, saygıdan doğar!"
Tokito içinden güldü. Sanırım bu açıklama yeterlidir. Üniversitede okuduğum felsefe dersleri bir işe yaradı...
Artık sahneden çekilme zamanı gelmişti. Savaşa değil tahta gitmek için yola koyuldu.
Ancak arenanın karanlık köşelerinde, başka planlar yapılıyordu. İki gölge, fısıldaşarak Tokito'yu izliyordu.
"Sence öyle bir varlık, bir insan kırması bizim kralımız olabilir mi?"
"Hah, kral olmaya bile yaklaşamaz. Zayıf."
"Koloton ve diğerleri seçimi sabote ettiler bile. Fujih ve Guter piyon olarak işimize yaramaz, onlar çoktan saf dışı kaldı."
"Daha zamanı gelmedi, henüz değil. Krallığı ele geçirmek için düşmanlarımızı teker teker, içeriden indirmeliyiz."
"Ona tahtı verecek miyiz? Bunu yaparsak otoriteleri daha çok sağlamlaşacak, halk ona tapacak."
"Merak etme, benim bir planım var. Ona tahtı mezarı yapacağız. Taç giydiği gün, son günü olacak."
"Lanetlerin efendisi öyle söylüyorsa bildiğiniz bir plan vardır."
Gölgelerden arenada olanları seyreden bu kimliği belirsiz iki kişi, kalabalığın arasına karışıp uzaklaştı. Ancak bu hareketlilik, Momoi'nin o keskin, her şeyi gören gözünden kaçmamıştı.
İlginç... Fareler gemiyi terk etmiyor, delik açmaya gidiyor.
Momoi, onları takip etmek için kanadını ve pençesini sihirli bir pelerinle sakladı. Normal bir sivil gibi, kalabalığın akışına uyarak arkalarından gitti. Şehir dışındaki harabelere, eski bir tapınağın kalıntılarına kadar takip etti.
Yıkık bir duvarın arkasına yaslanarak onları dinlemeye başladı. Duyduklarına inanamadı; bu basit bir isyan değil, köklü bir ihanetti.
"Yakında yüce efendimizi dirilttiğimiz zaman gerçek gücümüzü elde edeceğiz. Eski düzen geri gelecek."
"Sence lanetler bu savaşta olur mu? Onlar kontrol edilemez."
"Onların katılacağını düşünmüyorum, ama onları kullanabiliriz. Neyse hadi inimize dönelim, ayin başlamalı."
Bunlar neler diyor lanetim? Efendimize, yani bana ve krala karşı çıkmak mı istiyorlar? "Yüce Efendi" de kim? Onların hepsini öldürelim!
Momoi'nin yüzündeki mühür parladı: "Onlar, güçsüz... Fakat... Tedbir önemli. Takip et."
Böyle zamanlarda daha akıcı konuşmayı öğrenebilirsin lanet. Hadi, eğlenceye atlayalım.
Adamlar harabenin ortasında duran, silik bir büyü çemberine girdiler ve kayboldular.
Onların kullandığı ışınlanma çemberi bu olmalı. Aktif etmek için büyü gücü lazım ama benim büyü gücüm yok, sadece lanetim var. Lanetimle aktif edemem. Etraftan kurban bulmamız gerekiyor.
Momoi etrafına bakındı. Yoldan geçen saf görünümlü bir şeytan gördü.
"Hey, sen orada yürüyen şeytan! Gel ve bana yardım et. Bir işim var."
Şeytan şaşırdı. "Buyurun bir şey mi lazım hanımefendi?"
"Sen ne seviyesin? Manan yeterli mi?"
"C seviyeyim efendim."
"Güzel, bu soktuğumun geçidini aktif et sonra devam et yoluna. Soru sorma. Parası neyse öderim."
"Ş-Şu şekilde dokunsam... Yeterli mi?"
Çember parladı. "Mükemmel, al bu 10 altını bir daha gözüme gözükme. Unut burayı."
Bu şeytanları satın almak çok kolaymış. Şimdi geçide girme zamanı geldi. Adımımı şöyle atayım ve...
Momoi çemberden geçtiğinde kendini bambaşka bir yerde, yeraltında buldu.
Burası da neresi? Her yerde taştan sütunlar var, devasa bir yeraltı şehri gibi. Çoğu duvarda kurumuş kan izleri ve garip semboller bulunuyor. Sanırım biraz daha devam edersem tehlikeli olabilir. Geri dönmeliyim ve efendime haber vermeliyim...
Arkasına döndü. Bir dakika, geçit? Koyduğumun geçidi kaybolmuş! Tek yönlü müydü? Hay sıçayım, burada sıkıştım. Biraz daha yürüyerek bilgi elde edeyim, başka çıkış bulurum.
Biraz karanlık ve ürpertici olması ekstra şehvetimi arttırıyor. İnsan öldürmekten daha zevkli bir koku geliyor... Lanetlerin o akışkan, metalik kokusu...
Aniden bir ses yankılandı: "Sen! Oradaki kanatlı şeytan kimsin! Nasıl girdin buraya?"
Yandık, harbiden yandık. Beni fark ettiler. Gizlilik bitti.
Hızla bir kolonun arkasına saklandı.
"Burada birinin sesini duyduğuma eminim. Gölge gördüm."
"Fenix, derhal buraya gel!"
"Geliyorum."
Sanırım gitti. Dikkatli bir şekilde kontrol edeyim... Tamam, burada değil içeri gitmiş. Şuradaki duvara yaslanırsam içeride olanları duyabilirim.
"Yeni kralı gözetlemeniz nasıl geçti?"
"Bize kıyasla aşırı güçsüz. Kral olmasının imkânı yok. Sadece şanslı bir velet."
"Demek öyle. Efendimiz bundan memnun kalacak. Deneylere devam etmemiz gerekli. O bedeni ele geçireceğiz."
"Bence bazı vikontları öldürmeliyiz. Özellikle Koloton ve Xavier aşırı güçlüler, engel olabilirler. Xavier, Yarı İnsan İmparatorluğu'yla barış anlaşması imzalamış, arkası sağlam."
"Onlar Şeytan Kral ayaktayken beraberliklerini bozmayacaktır. Koloton özellikle metamorfozuyla lanetleri atlatacaktır, onu sona saklayalım."
"Bakın burada kimler varmış!"
Bir anda duvar patladı. Beni buldu demek. Bu kadar hızlı ele verileceğim aklıma gelmemişti.
"İşgalci mi var? Hem de bir Vikont!"
Momoi, arkasında duran yıkık duvarı tekmeleyerek tamamen yıktığında ve toz duman dağıldığında, hepsinin yüzlerini gördü. Onlar, alınlarında tek bir siyah boynuz olan şeytanlardı... Kırık değillerdi, sadece tek boynuzla, lanetli bir işaretle dünyaya gelmişlerdi... Tek Boynuzlular Tarikatı.
"Vikont Momoi! Sizleri burada görmek ne hoş. O halde seni burada öldürerek ilk zaferimizi, ilk Vikont kellesini elde edelim mi?"
"Siz şerefsizleri efendime karşı isyan çıkarma ve darbe planlama nedeniyle infaz edeceğim! Burası mezarınız olacak!"
Liderleri güldü. "Sanırım siyah anlaşma laneti kullanıyorsun Momoi. Bir lanetle iş birliği yapmak gerçekten büyük bir fedakârlık demektir. Ama biz lanetlerin efendisiyiz."
Onlara karşı lanetimi doğrudan kullanamam. Efendim tehlikede olmadan gerçek güçlerim açığa çıkmayacak, mühür beni kısıtlıyor. Ama bir açığını bulabilirim.
Momoi'nin yüzündeki lanet fısıldadı: "Sorun... Yok... Ben sana güç... Vereceğim. Öldür."
O halde ilk lanetimizi açığa çıkaralım. Lanet Tekniği: Tehditkâr Kukla!
Momoi, elinde oluşan, kendi saçlarından ve kanından yapılmış kara kuklayı pelerininin altına saklayarak onlara pençeleriyle hücum etme kararı aldı. Mağarada 13 kişiden oluşan, her biri elit seviyede tek boynuzlu şeytanlar vardı.
Hepsiyle tek başına savaşmak zorundaydı. Hızı ve çevikliği ona lazım olan en büyük iki etkendi. Düşman ona yaklaşmanın zor olacağını, dokunursa lanetleneceğini biliyordu bu yüzden aralarında mesafe bırakıyorlardı.
Hiçbirine yaklaşamıyorum. Her biri en az B seviye gibi görünüyor. Neden bana karşı büyü kullanmıyorlar? Bir dakika... Bana bir ayna, bir yansıtıcı lazım.
"Seni burada yok edeceğiz Momoi. Kimse seni bulamayacak."
"Hayır, o canlı kalmalı! Ölürse laneti serbest kalır ve hepimizi esir alarak öldürür. Lanetini mühürlemeliyiz."
"Ne demek istiyorsun Fenix?"
"O elinde duran kuklayı görmek zor fakat benim gibi güçlü gözlere sahipsen pek zor değil. O kukla... Hepimizin saçlarını mı yutuyor?"
"Muhtemelen alacağı hasarı savaştığı kişilere aktaran bir tür kukla laneti. Bizi birbirimize bağladı!"
"Yani demek oluyor ki şu an hepimizi öldürmek için tek yapması gereken kendi kalbini delmek. Buna izin vermeyin!"
Biraz daha dayanmalıyım. Kuklaya biraz daha büyü gücü verebilirsem, onların ruhlarını emebilirim.
Momoi'nin hareketleri çok hızlıydı. Hepsine karşı kazanabilecek kadar hızlı ve çevikti. Ya da o öyle düşünüyordu. Çok geçmeden ayakları ağırlaştı, hareket etmeyi bıraktı.
"Bizimle kafa tutabileceğini mi düşündün Vikont Momoi? Burası bizim sahamız."
"B-Bu güç de ne? Beni herhangi bir büyünün durdurma ihtimali bile söz konusu değilken... Hareket edemiyorum!"
"Büyü mü? Hahahahah, bizler Antik Büyüleri çalan ve onları lanete çeviren kullanıcılarız. Kalp felci lanetini kullanarak lanetledim seni. Her ne kadar vikont olduğun için kalbini yenilesen de bu lanet senin sinir sistemini felç eder. Kurtulamazsın!"
Biraz zaman daha lazım... Efendime durumu bildirebilirsem buraya geleceklerdir. Antik büyüleri kullanıyorsalar onlara karşı Rodius bile yetersiz kalacaktır. Bu çok büyük bir tehdit.
"Artık bittiyse kaldırın bunu buradan. Ondan alacağımız bilgiler var. Kralın zayıf noktalarını öğreneceğiz."
"B-Benden hiçbir bilgi alamazsınız... Dilimi koparırım yine konuşmam."
"Sen bize vermeyeceksin zaten, biz alacağız. Zihnine gireceğiz."
Hah, en azından efendim beni bulacaktır. Zamanı geldi sanırım. Kuklamı dışarıdaki askerlerimden birisine bağlayabilirim.
Kukla, kontrolü ele geçir! Emir: Şeytan Kral Tokito'ya giderek büyü çemberinin yerini söyle. "Momoi düştü" de.
Sanırım bu kadarı yeterlidir... Efendim... Beni kurtarmayın, sadece düşmanlarınızı öldürün...
"Bağlayın bu işe yaramazı. Anılarını kurcalayacağız."
"Yalvarırsan belki kendim söylerim."
"Ben değil, sen yalvaracaksın Momoi. Hem de ölüm için."