Yanlışlıkla Zalim Şeytan Kral Olarak Reenkarne Oldum Bölüm 40 - Slary'in Yüzü
Tokito, arenanın tam ortasında, elinde Spirit'in bileği ile dururken içindeki yeni gücü hissediyordu. Kando'nun diyarında geçirdiği zamanın meyveleri, bedeninde yankılanıyordu. Sonunda... Sonunda birisiyle, gerçek bir tehditle dövüşebilecek kadar güçlendim. Nasıl bu kadar hızlı yaşlandığımı, o boşlukta neler olduğunu hâlâ tam bilmesem de bu gücü sevdiklerime zarar vermek için değil onları korumak için kullanmalıyım.
Karşısında duran maskeli kişi, Spirit, çok güçlü görünüyordu. Aurası keskin ve zehirliydi. Onunla savaşırsam ölebilirim ama eğer o güçle, o 'Şeytan Kral' gücüyle savaşırsam başarabilirim. Hayal et Tokito... Vücudunda akan, o mühürlü sandığın ama her an patlamaya hazır kötücül gücü yakala...
Tokito derin bir nefes aldı. Gözlerini kapattı ve açtığında irisi kırmızıya dönmüştü.
Şimdi!
Gerçekten ortaya çıktılar. Tüm ihtişamıyla, sırtında beliren simsiyah, dumanlı kanatlar ve parmak uçlarından uzayan jilet gibi pençeler...
Spikerin sesi titredi: "Şeytan Kral ciddileşmeye başladı! Arenada tarih yazılıyor!"
Tokito, Spirit'e doğru adım attı. "Bu gücü sana karşı kullandığım için şanssızsın Spirit. Seni öldürmeyeceğim ama hayatının en kötü dersini vereceğim. Karşımda duran düşmanım benden korkuyor gibi görünüyor. Ayaklarının, o sağlam duruşunun titrediğini görebiliyorum. Zavallı kız."
Tokito'nun zihninde Kando'nun sesi yankılandı: "Gardını indirme Şeytan Kral! Küçümseme!"
Hay aksi! Spirit, bir anda, karşılanamayacak bir hızla saldırdı. Tokito'nun sağından geleceğini tahmin edememişti. Nasıl bu kadar hızlı olabiliyor?
Onlar savaşırken, gölgelerin içinden onları izleyen bir çift göz vardı. Vikont Momoi, elini çenesinin altına koymuş bir şekilde, bir avcı gibi savaşı analiz ediyor ve dikkatlice hareketlerini okuyordu.
Fena değiller... Efendimin özellikle pençelerini ve kanatlarını, sanki doğuştan beri varmış gibi kontrol edebilmesi takdir edilebilecek kadar muhteşem ama asıl savaş şimdi başlıyor. Ham meyve olgunlaşıyor.
Efendim yeni A seviye gücüne ulaşmışa benziyor. Hâlâ gücünün farkında değil ve korkuyor. Spirit denen o kadının, o insan parçasının gücünü uzaktan bakınca görebiliyorum, değil mi lanetim?
Momoi'nin yüzündeki üçgen mühürler parladı ve fısıldadı: "Efendi güçlü... O, çok güçlü. Kız, sadece tecrübeli ve hızlı."
Doğru diyorsun o kızın tecrübesi var sadece, efendimiz için çok basit olmalı. Tek yapması gereken onun sıçramasına uyum sağlamak.
Arenada Tokito, karşısındaki düşmanın hareketlerini okumaya çalışıyordu. Ona göre Spirit gözle görülemeyecek kadar hızlıydı fakat bunu nasıl başarıyordu? Bu sorunun cevabını aramaya çalışırken pençeleriyle, kıvılcımlar saçarak onu savuşturuyordu.
Gücümün az olmasına rağmen bu formumla ona ayak uyduramıyorum. Yaklaşık beş yerimden, zehirli hançerlerle kesildim. Eğer bir çaresini bulmazsam kaybeden ben olacağım.
Spirit düşündü: Bu hıza nasıl bu seviyede erişebiliyor? Sadece hızı değil, gücü benim derimi aşacak kadar etkili. Ama Şeytan Kral bile olsan benimle boy ölçüşemezsin. Redrose-sama'nın öğrencisi olarak kaybetmeyeceğim!
Spirit ellerini yere vurdu. "Bitki Büyüsü: Yeraltı Sarmaşıkları!"
Hadi biraz ciddileşelim Şeytan Kral. Sana yüce olanların gücünü göstereceğim!
Tokito'nun önünde, zihninde mavi ekran belirdi.
"UYARI: Tehlike algılandı. Karanlık Büyü 'Zihin Tüketme' kilidi açıldı. Kullanılabilir."
Ekranın söylediği bu yetenek ne? Zihin Tüketme... Sanırım kullanabilirim. Denemekten zarar gelmez!
"Karanlık Büyü: Zihin Tüketme!"
Spirit ve Tokito büyülerini hazırlarken birbirlerini oyalıyorlardı. Büyü hazırlamayı ilk bitiren, tecrübesiyle Spirit oldu.
Tokito bir anda dondu. Ayaklarım... Hareket edemiyorum! Spirit bir şey kullanmış olmalı. Bir dakika, neden ayaklarımda sarmaşık var?
Spirit sırıttı. "Sanırım ben kazandım Şeytan Kral. İşini bitirerek efendimden övgü alacağım."
"Hah, sanki kayb-"
Ah, kalbim... Spirit bir anda, sarmaşıkların arasından fırlayıp hançerini Tokito'nun göğsüne sapladı. Sanırım beni beklemediğim noktadan yakaladı... Fakat orası aslında benim zayıf noktam değildi…
Şeytan Kral'ın kalbine hançer saplandığında Vikont Momoi dahil herkes nefesini tuttu. Kazanan çoktan belli gibiydi.
Ama Tokito düşmedi. Kalbine batan yeşil hançeri, sanki bir kıymıkmış gibi çıkardıktan sonra Spirit'in yüzüne pişkin, korkutucu bir suratla bakıyordu. Yarasından siyah dumanlar çıkıyor, kapanıyordu.
"Kafamı hedef almalıydın aptal..."
Tokito'nun Zihin Tüketme büyüsü devreye girmişti. Spirit'in diğer hançeri elinden düştü, başında siyah bir dumandan oluşan halka belirdi ve sıkmaya başladı. Tokito çoktan yapması gereken şeyi yapmıştı. Düşmanını zihnen felç etmişti.
Spirit sendeledi. Görüşüm bulanıyor, önümü göremiyorum... Bu nasıl olabilir? Bana herhangi bir fiziksel büyüyle saldırmamıştı. Saf güç savaşını kaybetmemin imkânı yok! Henüz bitmedi devam ed-
Aniden zihninde başka bir ses, ustasının sesi yankılandı.
"Başarısız bir öğrencisin."
"Sana ihtiyacımız yok."
"Ölsen daha iyi."
"Neden kaybettin?"
"Bir de kendine yüce olanların koruyucusu mu diyorsun?"
Spirit inledi. Hayır... Ben kaybetmedim. Neden böyle söylüyorsunuz? Ben sizin için savaştım Redrose-sama!
Tokito, Spirit'in düştüğünü görünce gülümsedi. "Güzel dövüştün Spirit fakat burada sona eriyor. Ben kazandım."
Spirit içinden haykırdı. Savaşabilirim! Öldürmediği sürece kazanma şansım olabilir! Senin gibi ukala bir şeytana asla kaybetmem!
Ama artık Slary için çok geçti. Savaşacak hali kalmamıştı ve hançer üretecek manası tükenmişti. Daha fazla devam edemeyince dizlerinin üstüne çöktü. Tokito, onun titreyen ellerini tuttu ve havaya kaldırdı. Maskenin ardındaki o dolgun, korku dolu gözlere bakarken gülümsemeye başlamıştı.
"Artık vazgeç aptal. Seni öldürmek istemiyorum. Benim kadınım, benim savaşçım ol ve sonsuza kadar yaşa."
"Sen... Ne dediğinin farkında mısın? Ben bir şeytan değilim. Ben düşmanım."
Slary'in yanakları maskenin altında kızarınca elleriyle yüzünü kapattı ve yere bakmaya başladı. Tokito biraz daha eğildi ve onu çenesinden tutarak yüzüne bakmasını sağladı.
"Ne olmuş? Seni... Özellikle o azmini kaybetmek istemiyorum."
"Seni kesinlikle öl-"
Slary daha sözünü bitiremeden yerden, bu sefer Tokito'ya değil, Slary'e saldıran yeşil, dikenli sarmaşıklar çıkmaya başladı. Tüm sarmaşıklar Slary'e dolanarak onu boğmaya, dikenlerini batırmaya çalıştılar. O artık ölümünü kabullenmişti fakat neden yapıldığını anlamamıştı.
Uzaklardan Redrose'un sesi zihninde yankılandı: "Sana artık ihtiyacım yok. Dikenler, öldürün onu. Başarısızlık kabul edilemez."
Redrose-sama... Ben... Hâlâ savaşabilirdim... Neden benim gereksiz olduğumu düşünüyorsunuz? Neden beni siz öldürüyorsunuz?
Tokito şaşırdı. Dikenler neden onun boynunu koparmaya çalışıyor? Bu onun büyüsü değil, başkası yönetiyor! Nerede? Nereden kontrol ediyor?
Tokito gözlerini kalabalığa dikti. Seni buldum! O kaçmaya çalışan, az önce burayı seyreden gotik kız... Kesinlikle sen öldürttün! Güllerden yapılmış bir elbise... Aklımda tutacağım!
Öncelikle bu kızı kurtarmalıyım. Pençelerimle sarmaşıkları boynundan uzaklaştırmalıyım. Senin ölmene izin vermeyeceğim.
Tokito sarmaşıklara saldırmaya başladığında Slary durumu anlamamıştı.
"Neden... Benim gibi bir insanı kurtarıyorsun? Ölmem gerekli, zaten ölmesem de şeytanlar öldürecek."
"Kapa çeneni! Kralın emri yaşaman!"
Çok hızlı yenileniyorlar. Kopardığım gibi büyüyorlar. Tek başıma bu lanet olası büyüyle savaşamam. Bu gidişle boynuna ulaşacaklar.
Tam o anda, gölgelerin içinden bir ses geldi. "Yardım lazım mı efendim?"
Tokito döndü. "Sen... O üçgenlerle çevrili yüze sahip olan kişi... Lütfen yardım et."
Momoi duyduklarından sonra başını salladı ve o korkunç, uzun pençelerini çıkarttı. Fakat başlamadan önce efendisinin yüzüne, o mavi gözlere bakmaya başladı.
"Bana rica ederseniz... Kızın ölmesine göz yumarım. Ama emrederseniz..."
Tokito kükredi: "Sana emrediyorum! Onu kurtar!"
Momoi sırıttı. "Emredersiniz tanrım."
Tokito şaşırdı. Sürekli pençelerini ve kanatlarını kullanabilen bir şeytan... Şimdi hatırladım Vikont Beril'in bahsettiği Vikont Momoi bu olmalı. Bir dakika... Bana tanrı mı dedi? Sen... Neyse bununla uğraşacak zamanım yok. Kızı kurtarmamız gerekiyor.
Tokito dikkatle izliyordu. Momoi'nin el hareketleri çok hızlı ve sertti. Sarmaşıkları sanki bir otmuş gibi kökünden çekiyor ve koparıyordu. Bu muhteşem güç ilgisini çekmişti.
Kısa sürede tüm sarmaşıkları kopardıktan sonra kızı iterek sarmaşıklardan, ölümden uzaklaştırdı. Bu hareketten sonra sarmaşıklara baktığında yenilenmeyi bırakıp kurumaya başlamışlardı. Büyünün kaynağı kesilmişti.
Slary nefes nefese sordu: "Beni kendiniz öldürmek için mi kurtardınız?"
Momoi araya girdi: "Bana baksana saygısız aptal kız, efendim seni bağışladıysa kapa çeneni ve şükret."
"Sessizlik!"
"Kaba kelimelerim için beni affedin majesteleri."
"Momoi, sen burada ne arıyorsun? Neden gölgelerdesin?"
Momoi mi? Tafavu İmparatorluğu'nu tek başına yok edecek kadar deli olduğu söylenen bir vikont... Onun burada ne işi var? İnsanlara saldırmak için krallarının yanlarına mı geldiler?
"Ben, Vikont Koloton ve Vikont Xavier emriyle sizi denetlemeye, korumaya geldim. Loropis bölgesine gidene kadar sizi gölge gibi takip ederek kral olup olmadığınızı kontrol edeceğim."
Koloton... Gerçekten de çok kurnaz bir kız. Planı bu kadar ileri götüreceğini düşünmedim. Bana karşı olan vikontları oylamadan kaldırmayı başarmış.
"Seni övüyorum Momoi, her ne kadar güçsüz gibi dursan da beni takip edebilecek kadar cesursun."
Momoi içinden geçirdi: Ahhh kralım, lütfen beni cezalandırın. O küçümseyici bakışlarınız... Sizin o güzel yüzünüzü ısırmak isteyecek kadar ileri gitmek istiyorum... Bu sapık kölenizi lütfen cezalandırın... Koloton gibi fahişeler yoluma çıkmasaydı, sizi yemek, tüketmek isterdim.
Evet, Vikont Momoi bunların hepsini düşünen, takıntılı ve saplantılı bir şeytandı. Bu yüzden hiçbir kral onu sevmemiştir. Kralını öpecek kadar ileri giden bir delidir.
Tokito düşündü: Momoi'nin bana bakışı hiç hoşuma gitmedi. Biraz değişik bir şeytan ama şu an en güvendiğim şeytan. En azından sapık Koloton yerine onu tercih edebilirim.
Momoi olmasaydı o kız tamamen ölecekti. Ben güçlendiğimi düşünüyordum fakat hâlâ bir çocuğum. Bunu bilmek benim onuruma zarar veriyor.
Tokito tekrar yere, kıza döndü. Kızın yüzündeki maskenin arkasında kim var merak ediyorum. Kız olup olmadığı bile bilinmiyor.
Maskesini açmak için elini attığında kız elini itti. Tekrardan yaklaştırdığında aynı şeyi yapınca Momoi onun ellerini arkadan bağladı.
"Fazla hareket etme. Efendimiz güvenlik için yüzünü görmek istiyor."
"Bunu yapamam... Lütfen maskemi çıkarmayın!"
"Hey, insan olduğun için mi korkuyorsun? Yüzün mü çirkin?"
"B-Benim insan olduğumu nerden anladın?"
"Kuyruğu ve boynuzu olmayan her birey bizim gözümüzde insandır. Veldoria bölgesinde olmasaydın idam edilirdin."
Çok korkmuş... Kızın yüzünden her şeyi anlayabiliyorum. Kimse ölmek istemez. Ben bile ölmemek için çabaladım fakat sonunda öldüm...
"Bana yüzünü gösterirsen efendinin yanına geri dönmeni sağlayabilirim. Söz veriyorum."
Kız titreyerek başını salladı. Tokito maskeyi yavaşça çıkardı. Altından çıkan yüz...
Muhteşem, tek kelimeyle muhteşem. Yüzü harika gözüküyor. Japonya'da sana model olarak bakabilirlerdi. Burada, bu savaş meydanında olman çok yazık...
"İsmin ne?"
Ona ismini sordum... Evvvvet sonunda başardım! Bir kıza alçak gibi davranmadan, normalce ismini sordum.
"İsim? İsmim... Slary."
"Ne kadar da güçsüz gözüken bir isim. Ama sana yakıştı."
"Benimle dalga mı geçiyorsun?" Hmph!
"Hmph, nedir? Çocuk musun?"
"Aptal Şeytan Kral!"
Momoi hırladı. "Şhhh! Seni öldürmemi mi istiyorsun? Efendimizin ayaklarını yalayarak özür dile!"
"Özür mü? Asla! Ölürüm daha iyi!"
Tokito kahkaha attı. "Hahahahah, ne kadar da cesurca. Kellesinin gitmesini umursamadan, bölgenin hâkimi olacak kişiye hakaret etmek... Sevdim seni."
"Efendim emredin, öldüreyim bu çirkin insanı. Saygısızlık yapıyor."
"Hayır Momoi. Ben henüz taç giymiş bir kral değilim. Bu hakaret kral olduğumda edilseydi kafası yerde olurdu ama şimdi... Şimdi o benim misafirim."