Novel Türk > Yanlışlıkla Zalim Şeytan Kral Olarak Reenkarne Oldum Bölüm 36 - Gargantua ve Antik Büyü?

Yanlışlıkla Zalim Şeytan Kral Olarak Reenkarne Oldum Bölüm 36 - Gargantua ve Antik Büyü?

Gargantua'nın devasa bedenindeki ölümcül yaralar, Tokito'nun yasaklı büyüsüyle kapanmıştı. Orman canavarları, sanki bir hayalet gibi, Geldikleri gibi sessizce karanlığa çekilmişlerdi. Şeytan Kral, bu ani saldırının ardındaki sırrı çözmek için yanıp tutuşuyordu.

Gargantua, iyileşmesiyle beraber yavaş yavaş kendisine gelmeye başlamıştı. Büyünün etkisiyle, enerjisini korumak için boyu küçülerek normal, insansı bir şeytan boyuna gelmişti. Ellerini gererek esnerken, Şeytan Kral adayının, o efsanevi kurtarıcının hemen orada olduğunu görünce utançla başını eğdi.

"S-Siz de mi buradaydınız lordum? Beni bu halde..."

Tokito hafifçe gülümsedi. "Sanırım ben buradayım. Kortus, ben şu an burada mıyım? Yoksa hayaletim mi dolaşıyor?"

Kortus kıkırdadı. "Galiba karşımızda duran canlı, sizin burada olduğunuzu iddia ediyor efendim. Ama auranız o kadar yoğun ki, körler bile görür."

"Nanagi bak bakayım ben orada mıyım?"

Nanagi ciddiyetle hareketlenmeye başladı. "Hemen bakayım efendim... Evet, fiziksel varlığınız %100 burada."

"Bari sen aptal olma Nanagi! Espri yapıyoruz şurada."

Beraber güldükleri sırada Gargantua'nın kafası karışmıştı. Onların neşeli yüzlerine bakarken Tokito bir anda ciddileşerek, bakışlarını keskinleştirip karşısında duran canavara bakmaya başladı.

"Çok anlattıkları Gargantua... Bu kadar büyük ve... farklı olduğunu bilmiyordum."

"Övgünüzü hak edecek kadar iyi değilim lordum. Düşmana yenildim."

"Peki bir şey sormak istiyorum. Sen neden kızsın? Gargantualar genelde devasa, kaslı erkekler olarak tasvir edilir."

Gargantua, mavi ve uzun saçlarını savurarak cevap verdi. "Ben nesli tükenen Gargantualardan son kalan üyeyim efendim. Bizim türümüzde cinsiyet, güce göre belirlenir. Ve ben... En güçlüsüydüm."

"Güzelmiş, peki konuyla alakası nedir?"

"Özür dilerim lordum. Gargantualar normalde erkekleri lider yapar fakat kalanlarda en güçlü olduğum için lider yapılmıştım. Önceki Şeytan Kral tarafından isyan eden soyumuz tüketildiğinde, ben hayatta kalmak için ona bağlılık yemini ettim. Şimdi ise size..."

"Kraliyet sarayında seni de görmek isterim. Gerçek gücünü, o orman fareleri saldırmadan önce ne yapabildiğini çağrı yaptığım zaman test edeceğim."

Gargantua, mavi saçlarıyla yerleri süpürecek kadar derin bir şekilde eğilerek efendisine selam verdi.

Tokito diğerleriyle beraber geri dönmek için havalandığında, gökyüzünde uçarken ellerini arkasında birleştirdi. Kafasında bin bir türlü düşünce dönüyordu. Tahtı ele geçirirken yaşayacağı zorluklar, hainler ve haberi olmayan Kando'nun uyarısı...

Kaleye yaklaştıklarında Rodius ve Lilia sarayın çatısından onlara el sallıyorlardı. Lilia'nın neşesi, Rodius'un devasa gölgesi altında parlıyordu. Tokito alçaldığında yere zarifçe atlayarak yürümeye devam etti.

Rodius hemen yanına geldi. "Nasıl geçti efendim? Gargantua güvende mi?"

"O koca et yığını senin kadar güçlü Rodius merak etme. Ama burada ayaküstü konuşulmayacak kadar önemli ve karanlık bir olay var. İkiniz de taht odasına gelin. Hemen."

"Nasıl isterseniz efendim."

Rodius başını eğdikten sonra Lilia'yı da alarak saraya doğru yürüdüler. İçeri girdiklerinde askerler onları selamladı. Festivalin hâlâ devam ettiği, neşeli müzik seslerinden ve koşturan hizmetkârlardan belli oluyordu. Ama Tokito'nun yüzü, yaklaşan fırtınanın habercisiydi.

Taht odasına geldiklerinde Tokito tahtına oturdu ve diğerlerine de hiyerarşiyi bozmadan sandalyelere oturmalarını emretti. Hepsi oturduktan sonra yüzlerine tek tek, delici bir bakışla baktı ve ellerini çenesinin altında birleştirerek söze girdi.

"Bu odada konuşulanlar bu odada kalacaktır. Lilia, özellikle sen... Çocuk olabilirsin ama sır tutmayı öğrenmelisin."

"Tamam Şeytan Kral. Ağzıma fermuar çektim." Lilia eliyle ağzını kapatma hareketi yaptı.

"Beni iyi dinle Rodius. Krallıkta hainler var ve istedikleri gibi bizi zayıflatabiliyorlar. Gargantua saldırısı basit bir pusu değildi."

"Nasıl yani efendim? Krallığımızın hainlerle dolu olduğunu, kalenin içine kadar sızdıklarını mı söylemek istiyorsunuz?"

"Gargantua, kitaplarda yazdığı gibi kocaman bir et kütlesi ve normal bir askerin, hatta bir ordunun onu o hale getirmesi imkânsız. Krallığımızın sınırı gölge askerler tarafından korunuyorken düşman komutanların sızma ihtimali bulunmuyor. Bu içeriden bir iş."

"Peki hangi komutan ona saldırarak bu kadar ağır yaralar verebilir? Vikontlar mı?"

"Bu bir vikontun işi değil. Şu an tüm vikontlar Gargantua'yla eşit güçteler onu bu kadar çaresiz bırakamazlar. Onu iyileştirdiğimde, büyüm normal iyileştirme olarak çalışmadı. Sanki... Bir zehri temizliyor gibiydi. Arındırmaya benziyordu."

Kortus araya girdi. "Evet, biz de gördük efendim. O bir yenilenme büyüsü değildi, siyah dumanlar çıkıyordu."

"Çünkü Gargantua bir lanet tarafından esir alınmıştı. Ne kadar büyürse, gücünü ne kadar kullanırsa lanet o kadar yara oluşturuyor, onu içeriden yiyordu."

Rodius'un yüzü karardı. "Bunun antik büyücülerin işi olduğu kesinleşti o zaman efendim. Lanetler onların uzmanlık alanıdır."

"Antik büyücüler mi? Onlar masal değil mi?"

"Hayır efendim. Büyük Irklar Savaşı'ndan hayatta çıkan, kuralları reddeden büyücüler... Evrenin en tehlikeli, en yozlaşmış büyücüleriydi."

Rodius anlatmaya başladı. Tarih, bulundukları evrenden 5000 yıl öncesine dayanıyordu. Tüm ırklar oluştuğunda denge denilen bir şey yoktu. Tüm ırklar birbirleriyle savaşarak yerlerini sağlamlaştırıyordu. O zamanlarda insanlar ezilirken, savaşın kaderini değiştiren karanlık bir büyü türü ortaya çıktı.

Kadim Büyü denilen bu tür, büyücülere kişiliklerine ve arzularına göre büyü yaratma, doğa kanunlarını bükme şansı veriyordu. Bu, kaos demekti.

Dünya kaos içindeyken bu büyücüler tüm ırkları zorla bastırmaya, köleleştirmeye başlayınca hepsinin sınırları yeniden çizildi. O zamanın Şeytan Kralı buna karşı kendi büyülerini, kara büyüyü geliştirerek onlarla savaşma kararı almıştı.

Hepsiyle tek başına savaşan Şeytan Kralı kontrol altına alamadıkları için, onu en sonunda yasaklı büyü tekniği olan lanetlerle zehirleyerek öldürmek zorunda kaldılar. Bu büyülerin bazılarının şifresi zamanla çözüldüğünde; bildiğimiz köle tasması, itaat laneti, mana zehirlemesi gibi lanetlere evrimleşerek günümüze, gölgelerin içine ulaşmayı başarmıştı.

"Tüm lanetler temelde tek bir şartla çalışır efendim: Somut bir hedef ve bir temas. Şart sağlandığında lanet uygulanabilir ve istenildiği zaman sadece laneti yapan kişi tarafından geri çekilebilir. Temellerinde kişinin manasını değiştirmek, çürütmek yatar."

Tokito'nun merakı iyice artmıştı. Kadim büyülere daha çok dikkatini verdiğinde Rodius devam etti.

"Normalde sınırımızı koruyan, bünyesi büyüye dirençli Gargantua'nın lanetlerden etkilenmemesi gerekirdi fakat bu sefer kullanılan lanet, A seviye ve üstü varlıkları bile çürütebilecek kadar güçlü görünüyor."

"Krallık için büyük bir tehlike oluşturabilir. Dikkatli olmamız gerekli. Tahta geçtiğimde bu konuya, bu fareleri deliğinden çıkarmaya daha dikkatli bakacağım."

"Siz bizim için daha önemlisiniz efendim. Sizin için isterseniz tek kullanımlık, hayat kurtaran bir koruyucu verebilirim."

"Koruyucu dediğin şey nedir? Zırh mı?"

"Hayır efendim. Üzerinize uygulanan laneti tek seferlik yutacak, size kalkan olacak bir büyülü eşya oluşturabilirim. Kendi kanımla."

"Bu güzel olabilir, hemen yap."

Rodius başını eğdikten sonra efendisinden, sık kullandığı kıyafet veya eşyalardan bir tanesini istedi. Tokito parmağında takılı olan, babasından kalan sade siyah yüzüğü verince Rodius yüzüğü yere koydu ve onlara çekilmelerini söyledi.

Rodius pençelerini açtıktan sonra, odada kırmızı renkte, karmaşık rünlerle dolu bir büyü çemberi aktif olmaya başladı.

"Kuralların ve kanın üstüne yemin ediyorum. Efendimi koru! Lanetin etkisinden arınması için canımı kalkan yap! Su Büyüsü: Arındırma!"

Büyü çemberi parladıktan sonra havada akan mana ve Rodius'un parmağından süzülen kan, yüzüğün içine girmeye başladı. Siyah yüzük, kanla beslenerek bembeyaz, kemik rengi bir renge büründü.

Tokito onu yerden alarak parmağına taktıktan sonra mavi ekran önünde belirdi.

[SİSTEM: Arındırma Yüzüğü elde edildi.]

[Özellik: Ruha veya bedene uygulanan herhangi bir laneti tek seferliğine emer ve yok eder.]

[Saklamak istiyorsanız lütfen onaylayın. E/H]

Bir arındırıcı yüzük demek... Rodius'un hediyesi. Sanırım bunu saklamam gerekli. Çok güçlü bir özelliği yok gibi görünse de hayati anlarda planlarım için gerekli olabilecek kadar önemli. Saklamak istiyorum!

[Onaylandı. Arındırıcı Yüzük envantere ve bedene eklendi. Kullanıldığı anda parçalanacaktır.]

Yüzük parmağına tamamen oturduğu anda, parmağın çevresini taş gibi sertleştirip sıkılaştırdı. Yüzüğü çıkarmak artık imkânsızdı, teniyle bütünleşmişti. Çıkarmayı denediği esnada Rodius kafasını eğerek efendisine seslendi.

"Efendim yüzük bir kez takıldığı anda içindeki mühürleme büyüsü yüzünden tekrar çıkartılamaz. İçinde bulunan büyü serbest kaldığında, yani sizi koruduğunda yüzük parçalanacaktır. O zamana kadar sizinle."

"Bir çeşit mühürleme büyüsü demek. Fena değilsin Rodius! Yaşlı aslan işi biliyor."

"Böyle muhteşem kelimelere layık değilim efendim. Eminim siz benden daha iyisini zorlanmadan yapabilirsiniz."

"Hahahah, çok iyi, gerçekten en iyisi. Lilia, sana hizmet eden aslanı görüyor musun? Muhteşem değil mi? Hadi ona çekinmeden övgü ver ve efendisi olarak ona ilk emrini ver! Onu kölen haline getir!"

Lilia titredi. "Ben... Bunu ona yapamam, o benden çok daha güçlü... Ve korkutucu."

Duyduklarından sonra Tokito'nun yüz ifadesi bir anda değişti, o Zombi Kral halini andıran ciddi ve karanlık bir hal aldı. Pençelerini, o eski formundan kalan bir refleksle yeniden çıkardı.

Karşısında duran kızı öldürmek istercesine, tehditkâr bir şekilde ayağa kalktığında Rodius bir şimşek gibi fırlayıp karşısında dikildi. Pençelerini çıkardıktan sonra efendisine hırlamaya başladı.

"Efendim! Bundan daha fazla ilerlemenize müsaade edemem! Geri çekilin!"

"Seni de öldüreyim mi Rodius? Yolumdan çekil!"

"Efendim kendinize gelin! Yine kendinizi kaybediyorsunuz! O lanet sizi çağırıyor!"

"Benim küçük efendime, Lilia'ya kılın dahi değemez Şeytan Kral! Gerekirse sizinle savaşırım!"

Lilia ağlayarak araya girdi. "Neden birbirinizle kavga ediyorsunuz? Yapmayın!"

Küçük Lilia ağlarken Tokito aniden durdu ve tüm salonu inleten, korkunç bir kahkaha atmaya başladı. Nanagi ve Kortus'un boğazına kılıç tutan, araya girmeye çalışan muhafızlara el işaretiyle yerine dönmelerini söyledi. Rodius ne olduğunu anlamamış, şaşkınlıkla kalakalmıştı.

"Hahahahahah! Hahahahahah! Gerçekten güzel bir sadakat Rodius! Mükemmel! Dediğim gibi yaparak, bana karşı gelme pahasına o kızı canınla koruyorsun. Testi geçtin."

Rodius derin bir nefes aldı, dizlerinin bağı çözüldü. "Efendim... Siz... Kontrolünüzü kaybetmediniz mi?"

"Merak etme Rodius, artık tamamen zihnim yerinde. O karanlık beni ele geçiremez. Seni test etmek, Lilia'ya olan bağlılığını görmek için yaptım. Eski güçlerim zayıflamaya devam etse de oyunculuğum hâlâ yerinde. Aferin."

Tokito, Lilia'nın başını okşadı. "Korkma ufaklık. Bu koca aslan seni benden bile korur. Artık güvendesin."

Bir hata mı var? Şimdi bildir!
Yorumlar