Yanlışlıkla Zalim Şeytan Kral Olarak Reenkarne Oldum Bölüm 26 - Şeytan Kral Geri Döndü 1. Kısım
Nefi'nin ruhundan oluşturduğu bu boyutun derinliklerinde, form değiştiren Kando, artık o sevimli çocuk görüntüsünden tamamen sıyrılmıştı. Üç metrelik, kaslı ve turuncu zırhlı devasa bir Şeytana dönüşmüştü. Etrafına yaydığı kızıl aura, Nefi'nin yarattığı bu ruhsal cenneti yakıp kavuruyordu. Tokito'nun buradan, bu ruh hapishanesinden kurtulmasının tek yolu, bu kadim varlığa, İlk Şeytan Kral Kando'ya bir tane darbe indirebilmekti.
Kando olduğu yerde daha fazla mana toplayıp, bir dağ gibi büyümeye devam ederken Tokito hızla ormanın derinliklerine daldı. Bir ağacın gölgesinin altına sinerek, kuru bir dalla yere plan çizmeye başladı.
"Burası da olmayacak gibi duruyor. Silahsızım, manam sınırlı ve karşımda bu ırkın atası var. Sistem, Nefi ile gittiği için büyü de kullanamıyorum. Nasıl vurabilirim?"
Tokito planı hırsla silip tekrar çizerken, zihninde bir şimşek çaktı. Kando her ne kadar büyük bir hedef olsa da bu formda çok hantal. Ama derisi ejderha pulundan daha serttir. Fiziksel saldırı işe yaramaz.
"Eğer daha fazla büyürse, kütlesi artacak ama çevikliği azalacak. Büyülere karşı açık, devasa bir hedef haline gelir. Bu olduğunda ben de ona büyüyle saldırırım. Ama büyü yapamıyorum... O halde büyülü bir nesne, büyülü bir yardımcı bulmam gerekiyor. Burası bir ruh boyutuysa, onun anıları da burada somutlaşmış olmalı."
Bulunduğu yerden kalkan Tokito, üstündeki toprağı sildikten sonra, Kando'nun anılarından oluşan ormanın daha da derinlerine, yasak bölgelerine girmeye başladı. Kando, boyutun kontrolünü eline alıp zihnindeki canavarları harekete geçirdiği için bu epey zor bir şeydi.
Tokito adım adım yanmaya başlayan, alevlerin sardığı ormandan geçerken, birdenbire önüne bir Elf çıktı. Ama bu sıradan bir Elf değildi. Uzun ve sivri kulakları, kusursuz ütülenmiş yeşil ceketi, bembeyaz gömleği ve jilet gibi taranmış kısa saçlarıyla bir beyefendiye benziyordu. Ten rengi ise derin bir gece mavisiydi. Elf, zarifçe eğilerek Tokito'ya selam verdi.
Tokito karşısında duran Elf'e elini dur işareti yaparak, "Daha fazla yaklaşma. Kimsin sen? Kando'nun zihninin bir oyunu musun?" dedi.
Elf kısa parmaklarını birleştirip elini uzatarak, "Siz... O muazzam auranızla... Siz Nefi'nin babası olmalısınız," dedi saygıyla.
Tokito iki elini de sallayarak, "Ben onun babası değilim, abisiyim! Ve o bir öz kardeş değil sadece beni abisi olarak görüyor." dedi.
Elf şaşkın bir yüz ifadesiyle onun gözlerinin içine bakmaya başladı. Bu bakış o kadar yoğundu ki, Tokito'nun yanağı utançla kızardı.
"Bakma öyle!"
Elf sağ elini kalbine koyup sol elini arkaya, bir pelerin savurur gibi uzatarak, "Ben, bu boyutta bulunan Elflerin en güçlüsü, Terada Iwao. Gece Elflerinin son temsilcisi. Bana kısaca Terada olarak hitap etmen yeterlidir efendim." dedi.
Tokito Elf'in uzattığı elini tutarak sıktı. "Memnun oldum Terada. Ben Şeytan Kral Tokito. Burada neler oluyor, sen biliyor musun? Bu boyut neden çöküyor?"
"Bu tür konuları açıkta konuşmamız tehlikeli. Zindan, yani bu ruhsal boyut tamamen Efendi Kando'nun bölgesi ve kulakları her yerde."
Terada Tokito'nun elinden tutarak onu ormanın en karanlık, ağaçlarla dolu bölgesine doğru sürükledi. Devasa ağaçların olduğu bölgeden geçtikleri sırada ağaçların tepesinde parlayan gözler belirdi. Onlarca Gece Elf'i yaylarını germişti. Hepsi Tokito'yu görünce oklarını çekseler de Terada'yı ve onun yanındaki misafiri görünce saygıyla oklarını indirdiler.
Tahtalardan ve canlı sarmaşıklardan yapılmış gizli bir köy girişi vardı. Elfler, Tokito ve Terada giriş yaptığında merakla başlarına toplandılar.
Terada hepsine işlerinin başlarına geçmelerini söyleyip Tokito'yu köyün merkezindeki baş Elflerin evine götürdü. Burası, diğerlerinden farklı olarak kocaman ve kırmızı bir Elf eviydi. İki kapısı bulunan bu evin girişini, ellerinde mızraklarla iki nöbetçi Elf koruyordu.
Girişin önüne geldiklerinde Terada kapıyı açıp Tokito'yu içeri buyur etti, etrafı kolaçan edip kendisi de girdi. Tokito eve girdiğinde ilk fark ettiği şey, evin dışarıdan göründüğünden çok daha ilkel ama huzurlu durmasıydı. Sanki Elfler bunca zamandır, zamanın durduğu bu boyutta sadece varlıklarını sürdürüyormuş gibi bir izlenim vardı.
Yerde bulunan yeşil mindere oturan Tokito etrafa göz gezdirirken, Terada bir çaydanlıkla geldi.
"Artık güvendesin Tokito-sama. Kando'nun gözü burayı görmez."
"Terada, burası senin köyün mü? Daha önce gerçek dünyada hiç böyle Elfler görmedim. Maviler..."
"Bize sadece 'Elf' demen hakaret olur, biz o düşük varlıklardan değiliz. Bizler senin geldiğin dünyada 6000 yıl önce yaşamış, kadim Gece Elf'i kabilesiyiz. Şeytan Kral Kando'nun meleklerle olan o efsanevi savaşında, Kando'nun en büyük düşmanlarıydık."
"Düşman mı? Sizi burada, bu boyutta esir mi aldı?"
"Kando bizi esir alacak kadar basit bir karakterde değil. Bizler onun halkına saldırdığımızda, bizi tek bir gecede, güneş doğmadan durdurmayı başardı. Ama bizi öldürmedi. Gücümüze saygı duydu. Hayatta kalanlarımız ona o gece bağlılık yemini ettik."
"Bana hiç iyi biri gibi gözükmedi. Herkesi öldürecek, dünyayı yakacak bir tip var onda."
"Efendimiz Kando sadece halkı için huzur isteyen, yanlış anlaşılmış bir Şeytandı. Biz Gece Elfleri, şu an yaşadığın dünyadaki Elflerden 100 kat daha güçlüyüz ve o bizi yenerken bile merhametini eksik etmedi. Bizi korumak için buraya, kendi ruhunun bir parçası olan bu zindana sakladı."
"Buraya nasıl geldiniz?"
"Efendimiz Kando savaşta, meleklerin inişinde öleceğini bildiği için bizi bir zindana, bu ruhsal boyuta taşıdı. Efendi Kando bize 'Ben öldüğümde ve varisim geldiğinde kapılar açılacak, bekleyin' emrini verdi."
"Peki neden efendinizi korumadınız? Neden savaşa girmediniz?"
"Onun için bu canımı vermeye tamamen hazırdım. Ama Efendi Kando benim kafama hafifçe vurarak, 'Sakın beni takip etmeye kalkmayın Elf bozuntuları, sizler benim mirasımsınız, gelecekteki krala lazımsınız' demişti gitmeden önce."
Tokito, Kando'nun bu karmaşık karakterini çözmeye çalışıyordu.
"O halde Kando'nun bu hali ne Terada? Neden bana saldırıyor? Neden dünyayı yok etmekten bahsediyor?"
"Efendimiz şu anda bence sadece sizin buradan gitmenizi, uyanmanızı istiyor. Zindanı ayakta tutan Obur Nefi olmadığı için bu boyut çöküyor. Sizi kurtarmak için 'kötü adam' rolünü oynuyor olabilir."
"Öyleyse neden canavar formuna girdi?"
"Meleklerin gücünü ilk elden görmüş bir Gece Elf'i olarak şunu söylemeliyim efendi Tokito. Melekler Kando-sama'ya zarar verebilecek kadar güçlüler. Seni o dünyaya hazırlamak, test etmek için canavar formuna girmiş olmalı. Seni güçlendiriyor."
"Kando'nun zayıf noktası nerede? Ona vurmam lazım."
"Zayıf nokta... Sanırım hiç yok. Meleklerin hepsiyle savaşırken bile yenilmez gibi görünüyordu. Ama... Sana bir büyü vereceğim. Kando'ya darbe indirecek kadar güçlü fakat ona kalıcı hasar vermeyecek bir büyü. Sadece şaşırtacak."
Tokito'ya cazip gelen bu teklif, onun kulaklarını dikmesine neden olmuştu. Terada eline üstünde ağaç şeması olan, zümrüt yeşili parlayan bir taş verdi.
"Bunu kırarak yere atarsan, kadim bir sarmaşık büyüsü çıkar ve ona saldırır. Onu bir anlığına tutabilir."
Tokito planı anlayarak taşı cebine koydu. Terada'ya son kez sarılan Tokito kapıyı açarak dışarı çıktı. Terada arkasından ona el sallarken Tokito hedefini yerine getirmek için ormana geri döndü.
Kando, Tokito kaçtıktan sonra olduğu yerde büyümeye devam ediyordu. Vücudu şişiyor, etrafındaki her şeyi eziyordu. Canavarları çağırarak etrafa gönderiyordu. Kendi kendine konuşan Kando bir şeyler mırıldanıyordu.
"Söylediklerinde haklı değilsin Nefi... Abin asla iyi bir Şeytan Kral olamaz. O sadece korkak bir çocuk. Bak, kaçtı bile."
Kando kontrolsüz büyüyen vücudunu bilerek bu hantal hale getirmişti. Tokito'nun seviyesine göre vücudunu ayarlamış, ona bir şans vermişti. Kocaman göbeğine vurarak eğlenen Kando, Tokito'nun ona doğru sinsice geldiğinden haberdar değildi.
Ormanda bulunan canavarları atlatan Tokito, Kando'nun aurasını takip ederek ormandan çıktığında bir tepede Kando'yu gördü. Kando son gördüğü zamana göre daha da büyümüştü. Kafası artık tamamen bir et kütlesine dönmüştü, gözleri zor seçiliyordu.
Tokito ona el salladığında Kando ona doğru yüzünü çevirdi.
"Geri mi döndün bücür?"
Tokito'nun yüzünü gördüğü anda alev büyüsünü, devasa bir ateş topunu hemen üzerine fırlattı. Tokito, bir anda sola doğru zıplayarak alevden kaçmayı başardı. Koca göbeğinden dolayı zor hareket eden Kando epey bir yavaşlamıştı. Hareket edemeyen kocaman kütlesi olan Kando'nun etrafında bir sinek gibi dolaşarak boş bir an yakalamaya çalışıyordu. Tokito, Kando'nun o et yığınları arasındaki yüzünü göremese de o aslında gülüyordu.
Tokito koşarken Kando'nun arkasında durdu ve taşı kırarak yere attı. Kando ona dönecekken yön değiştiren Tokito, Kando'yu şaşırtmıştı.
Taşta bulunan bitki büyüsü açığa çıktığında, Kando'nun arkasında beliren 7 metre büyüklüğündeki, dikenli ve canlı sarmaşıklar bir yılan gibi eğilerek Kando'ya saldırdı ve onu sardı.
Hazırlıksız bir şekilde tuzağa yakalansa bile Kando, kocaman kütlesini kullanarak bitkiyi tamamen ezmiş, sarmaşıkları koparmıştı. Kocaman şeytan kazandığını düşündüğü için bağırarak gülüyordu.
"Bu kadarcık mı?"
Ancak o sırada Tokito, sarmaşıkları basamak olarak kullanıp zıplamıştı. Tokito'nun ayaklarını göbeğinin üstünde hisseden Kando aşağı bakmaya çalışsa da başaramamıştı.
Tokito, tüm gücünü ve ağırlığını sağ yumruğuna vererek Kando'nun yumuşak karnına sert bir yumruk attı.
"Ben kazandım!"
Kando, darbeyi hissettiğinde gülümsedi. "Aferin..."
Kando kaybettiği için çağrılan canavarlar birden yok oldular. Mana emerek kazandığı o devasa kütleyi büyüyü iptal ederek yok etti. Buharlaşarak eski, küçük çocuk bedenine dönen Kando, karşısında nefes nefese duran Tokito'yu görünce duygusallığını tutamadı.
Tokito onu iki eliyle sımsıkı bir şekilde kucakladığında Kando biraz ağlamaya başlamıştı. Evrenin varlığından beri yaşayan, duygusuz bilinen İlk Şeytan Kral ilk kez bu kadar saf bir duygu yaşamıştı.
Kando Tokito'yu iterek, gözlerini silip, "Sen kazandın... Artık dünyana dönebilirsin." dedi.
Tokito dizinin üstüne çöküp başını eğerek, "Benim için sen en iyi ustasın Kando. Teşekkür ederim." dedi.
Yüzü kızaran Kando arkasını döndüğünde gözlerini kapatarak bu iltifatın tadını çıkardı. Tokito arkasından şaşkın bir bakış atarken Kando'nun yüzüne bakmaya çalışıyordu. Kando Tokito'yu ayağa kaldırarak ona bir anahtar verdi.
Altın sarısı renginde olan, parlayan anahtarın başında üçgen şekli vardı. Tokito anahtarı eliyle sıkarak Kando'nun yüzüne baktı. Kando Tokito'nun diğer elini tutup sıkarak ciddileşti.
"Bundan sonra yalnızsın Tokito. Söz verdiğim gibi, 1 sene sonra canavarlarım, ordularım dünyaya varacak. Zindanların kapıları açılacak. Onları durdurmak, dünyanı korumak senin görevin. Hazır ol."
Tokito başını aşağı ve yukarı sallayarak kabul etti. "Hazır olacağım."
Anahtarın elde edilmesiyle, Tokito'nun geldiği yerde, havada beyaz bir kapı belirdi. Çıkış kapısı açılmıştı. Tokito Kando'ya doğru yüzünü döndü.
"Sen de gel Kando. Beraber daha eğlenceli olacağına eminim. Dünyayı beraber gezeriz."
"Hihihihih, bizler bu zindana aitiz, geçmişin hayaletleriyiz o yüzden çıkamayız. Sen bizi unutacaksın fakat ben yine rüyalarında, kâbuslarında belireceğim. Nefi'yi kurtar ve dünyanı koru. Git şimdi!"
"Terada'ya teşekkürlerimi ilet!"
"Terada... Bekle şerefsiz, onun adını nereden biliyorsun? O bunak Elf'le mi konuştun?!"
"Yakalayamaz ki hahahahah."
Tokito kapıya koştu. Anahtarı gösterdiğinde siyah kapı anahtar deliğini beyaz bir şekilde ortaya çıkardı. Tokito anahtarı taktığı anda anahtar kendi kendine dönerek girişi tamamen açtı.
Tokito içeriye adım attığında uzakta duran parlak beyazlığı gördü. Beyaz ışığa doğru koşan Tokito sonunda sevdiklerinin yanına kavuşabilecekti.
Kando, Tokito gittikten sonra girişi tamamen kapatarak, yüzünde buruk bir gülümsemeyle sıkıcı zindanında yaptığı aktivitelere geri döndü.
"Hihihih, meleklerin katili sonunda dönüyor."
Tokito beyaz yere geldiğinde, bilinci bedenine çekiliyordu. Kendini sonsuz bir boşluğa düşerken buldu. Tokito dünyanın atmosferinden aşağıya, kendi bedenine doğru bir meteor gibi düşüyordu. Önünde ekran yeniden açıldı.
"SİSTEM: Kullanıcı Masajuka Tokito dünyaya yeniden giriş yaptı."
"Saklanan kullanıcı verileri ve büyüler geri yükleniyor..."
"Kullanıcı verileri geri yüklendi. Vücut hasarı tamir etmek için kaybolmaya başlayan manasını yeniden toplayacaktır."
Ve gerçek dünyada, savaş meydanında yatan Tokito'nun bedeni sarsılarak nefes aldı.