Yanlışlıkla Zalim Şeytan Kral Olarak Reenkarne Oldum Bölüm 2 - Yeni Bir Şeytan Kral Doğdu!
Bir dakika, bir dakika, bir dakika! Bu şeytan bana yaklaşıyor… İmdat! Bana sarıldığında çok korktum fakat sadece bir anne gibi kucaklamıştı beni. Bembeyaz ve pürüzsüz göğüsleri bir yastık gibiydi. Gözlerini kapatarak kafamı okşuyor ve beni seviyordu. Neden şeytana benzeyen bu kişi bana bu kadar nazik davranıyor? Keşke ona sorabilmenin bir yolu olsaydı. Biraz bekle… Karşımda çıkan bu mavi şey ne? Üzerinde Japonca yazıyor!
"Şeytan Kral olduğunuz için telepati kullanarak halkınıza seslenebilirsiniz."
Neden bu mavi şeyin üzerinde "Şeytan Kral" yazıyor? Bu bir şaka olmalı. Ben… ve Şeytan Kral mı? Bu mümkün olmamalı. Bu mavi şeye "ekran" diyeceğim. Bu ekran başka yazılar çıkarmaya başladı:
"Pasif yetenek: Büyü Hakimiyeti elde edildi."
"Karanlık büyü: Çağırma elde edildi. Kullanmak için gereken seviye: A."
"Alev büyüsü Alev Topu elde edildi. Kullanmak için gereken seviye: A."
"Tek kullanımlık büyü: Tanrının Öpücüğü elde edildi. Otomatik aktif olur."
Bu ekran sürekli bana yeteneklerimi söyleyip duruyor. Bana gerçekten büyü vereceğini söylemişti fakat ne işe yaradığını anlamadığım birçok yetenek var. Şeytan Kral olduğum için yeteneklerin çoğu bir hayli tehlikeli.
"Yıkım büyüsü Zalimlik elde edildi. Kullanmak için gereken seviye bilinmiyor."
"Kahraman tarafından hedef olarak belirlendiniz. Kahraman, sizin mananızı diğer tüm manalardan ayırabilir."
Kahramanın neden hedefi oldum? Güzel büyüler verdi ama kahraman tarafından hedef alınınca anlamı kalmıyor! Tanrıyla konuşmanın bir yolu yok mu? Bu ekrana tıklamaya çalıştığımda sanki bir holograma dokunuyormuş gibi içinden geçiyor.
"Tek kullanımlık büyü: Tanrının Hikmeti elde edildi."
O halde kullanalım bakalım. Peki bu yeteneği nasıl kullanacağım? Düşünerek mi yoksa söyleyerek mi? Sanırım söylemem gerekiyor.
Tanrının Hikmeti!
"Sonunda beni arayabileceğin yeteneği elde ettin Tokito. Özür dilerim, seni reenkarne ederken bir karışıklık oldu."
"Bana burada ne olduğunu anlatır mısın? Neden bir şeytanım ben? Hem de Şeytan Kral olanından!"
"Normalde seni üçüncü kahraman olarak gönderecektim fakat hiç olmayan bir şey oldu ve Şeytan Kral olarak doğdun. Normalde seni tekrar reenkarne edebilirim fakat diğer tanrılar bundan hoşlanmayabilir, bu yüzden yeni hayatında bol şans diliyorum. Ha bir de… Sana bir uyarı: Sakın Zalimlik büyüsünü aktif etme. O halde ben kaçtım, bay!"
Bekle! Nereye gidiyorsun? Aptal tanrı… Beni bu bedende sıkıştırıp kaçtı. O kadar seçenek varken neden Şeytan Kral? İnsanları korumak istiyorum, o ise bana zalim bir şeytan kral unvanı veriyor. Neyse… Bundan sonra yapmam gerekenleri gözden geçirmem lazım. Acaba ben öldükten sonra o kıza ne oldu? Sanırım bunu düşünmeme gerek yok, nasıl olsa geri dönemiyorum. Yanımda duran kişiye seslenmeyi deneyeyim.
"Sen, oradaki aptal varlık! Bana nerede olduğumu söyle!"
Hey, hey, hey… Dur biraz. Bu ses benden mi çıktı? Neden böyle konuşuyorum ben? Umarım bana sinirlenip öldürmeye çalışmaz. Üzgünüm havalı görünen şeytan abla! Sana kötü söz söyledim ama bilerek değildi!
"Emredersiniz Şeytan Kral. Burası ölen babanıza ait olan Loropis bölgesidir. Ayrıca Şeytan İmparatorluğu'nun başkentidir. Siz, babanızın oğlu olarak doğduğunuz için eşsiz Şeytan Kral büyülerine sahipsiniz. Eğer yeni Şeytan Kral olursanız vikontlar size hizmet edecektir. Vikontlar, ilk Şeytan Kral'ın soyundan gelen ve nadir görülen asil şeytanlardır. Her biri bir bölge kazanarak soyadı elde eder."
"Güzel, bir çöp torbasına göre güzel bir anlatım. Peki neden kafanıza göre benim efendiniz olduğumu söylüyorsunuz?"
"Siz, eski Şeytan Kral Jutem'in oğlusunuz. Babanız, kahraman tarafından öldürüldükten sonra her şeyini size emanet etti."
"O güçsüz babam öldü demek… Hah! Ne kadar da basit bir şeytanmış. Onu öldüren kahramanı ayaklarımla ezeceğim."
Neden ayak uydurmak zorundayım? Sesimi normal kullanmak istiyorum ama konuşurken kendi kendime böbürleniyorum. Ekrana bakmalıyım… Burada "Karakter: Egoist, Mazoşist" yazıyor. Bir dakika… Mazoşist mi? Egoist olduğumu anladım, ne de olsa Şeytan Kralım. Ama mazoşist! Asla acıdan zevk almam, bunu dile getirmem lazım!
"Ah, affınıza sığınıyorum efendim, kendimi tanıtmayı unuttum. Ben eski Şeytan Kral'ın hizmetkârı Kortus. Anneniz Victoria tarafından siz ölene kadar hizmet etmek üzere atandım."
"Senin gibi bir şeytan bana ne kazandırabilir? Hah! Ne kadar da saçma bir karar."
"Üzgünüm efendim… Siz dinlenmenize bakın. Ben kendimi öldürürüm."
Sana kendini öldürmeni söylemedim ki! Yelpazesini boynuna dayıyor… Aptala bak! Neden bana bu kadar itaat ediyorsun? Annem söyledi diye mi? Şeytanların itaatkâr olma nedenini araştırmam lazım.
"Senin gibi birinin ölmesi yazık olurdu. Kendini öldürmemeni emrediyorum."
"Ne kadar da nazik bir Şeytan Kral! Gösterdiğiniz nezaket için minnettarım."
"Normalde uyumam gerekmiyor fakat şimdilik biraz büyü gücü toplayacağım. Ben uyurken rahatsız eden çöp parçalarını ortadan kaldır."
"Emredersiniz Şeytan Kral."
Artık neler döndüğünü öğrendiğime göre işin en zor kısmına geldik. Ben nasıl Şeytan Kral olunur bilmiyorum ki! Sanırım bu ekrandaki sistem benim davranışlarımı değiştiriyor, böylece insan olduğumu anlamıyorlar. Fakat bu hâlimle insanları nasıl kurtarabilirim? Bir de üstüne bu bedende olmak nedense garip hissettiriyor. Küçücük bir vücudum var, şeytanlarla konuşabiliyorum… Tam bir manga dünyasındaymışım gibi!
Başında büyük bir kafatası bulunan yatakta neler olduğunu anlamadan bir o yana bir bu yana dönen Şeytan Kral artık kafayı sıyırmak üzereydi. Neden bu dünyaya gelmişti? Neden bir Şeytan Kral olarak doğmuştu? Bu soruların cevaplarını bulamayan Tokito, sadece ayağa kalkıp yürümek istiyordu.
Üç aydır sadece uyu, kalk, süt iç ve yat. Hayat aşırı sıkıcı bir hâl almaya başladı ama sanırım artık daha rahat olabilirim. Bu kadar kısa sürede ayağa kalkacak kadar gelişmeyi başardım. Şimdi biraz etrafı gezip bulunduğum yeri tanımam lazım. Şöyle kalkarsam… hah, oldu. Kalkmayı başardım. Ayaklarım titrese de bir süre sonra titremeleri durdu. Artık tamamen gezebilirim. Evet be!
"Ah, Şeytan Kral! Sizi ayakta görmek bizi memnun etti. Nereye gitmek istersiniz?"
"Ne istersen onu yap. Ben sadece ne istersem onu yapacağım."
"Gerçekten de söylentilerdeki tanıma uyuyorsunuz Şeytan Kral. Bizi yönetecek kişiye yaraşır bir konuşma tarzı!"
"Bu kadar yağcılık yeterli. Kafanıza göre yaşayın, nasıl olsa güçsüz olduğunuz için öleceksiniz."
Benim gibi bir doktor bunu söylüyorsa… Gerçekten iyi biri değilim artık. Anladığıma göre Şeytan Kral olmak kişiliğimi değiştiriyor fakat anılarım yüzünden ruhum değişmiyor. Bu şeytanlar bana hizmet ettiklerini söylüyorlar fakat nasıl güvenebilirim? Şeytanların nasıl bir ırk olduğunu bile bilmiyorum. Büyüdüğümde pek çok şey belli olacak gibi hissediyorum.
Kapıdan çıktığımda tüm şeytanlar beni görüp önümde eğildi. Hepsinin arasından geçerek kütüphaneye benzer bir odaya girmek istedim ancak uzun elbiseli, saçları dağınık, kalın pullu deri kullanan ve uzun bir ejderha kuyruğuna sahip bir şeytan vardı. Kütüphane girişine geldiğimde dizlerinin üzerine çöktü.
"Efendim, bu kütüphaneye girmek istediğinize emin misiniz?"
"İzin mi almam gerekiyor? Buraya giriş yasak mı?"
"Affınıza sığınıyorum! Buyurun, istediğiniz gibi girebilirsiniz! Askerler, girişi koruyun!"
İki boğa kafası figürü bulunan kapıları küçük boyuma rağmen itip açtım. İçeri girdiğimde yarı baykuş yarı insan görünen, uzun boynuzları olan başka bir şeytan diz çökerek beni karşıladı. Odaya biraz göz gezdirip kitapları inceledim.
"Hoş geldiniz majesteleri. Burası Şeytan Krallığı'nın en iyi kitaplarını barındıran Büyük Loropis Kütüphanesi'dir."
"Bana bu krallık ve bulunduğum dünyayla alakalı her şeyi anlatan kitapları getir. Bir de… Kortus!"
"Emredersiniz efendim."
"Beyaz süt lazım. Var mı?"
"Beyaz süt, Şeytan Kral olduğunuz için sizi zehirler efendim. Biraz müsaade ederseniz sizin için kırmızı süt getireyim."
"Fark etmez, ne varsa onu getir."
Kortus sağ elini kalbine koyup başını eğdi ve kimsenin bilmediği bir yere doğru yürüdü. Kral hâlâ kütüphaneye ilgi duyuyordu. Raflar toz bile barındırmıyor, kitaplar adeta birer sanat eseri gibi duruyordu. Küçük vücudumla rafların arasında koştururken parmağımla işaret ettiğim her kitabı, siyah kanatlı vikontlar getirip masama bırakıyordu.
Uzun elbiseli şeytan beni kucağına aldığında kendimi büyümüş gibi hissettim fakat kısa sürdü; beni sandalyeye oturttu.
Kitapların kalın kapaklarını açtım ve sayfalardaki kelimelere göz gezdirdim. Mavi ekran açıldı:
"Çeviri büyüsü aktif edildi."
Ekran gerçekten müthiş bir özellik! Bu kaliteli sayfaların hepsini okuyabiliyorum. Kafamın içine evren hakkında her şey akıyormuş gibi hissediyorum! İsekai müthiş bir şeymiş lan! Kitapları okurken uzun elbiseli abla yeniden gelerek kafasını kitaplara eğdi, biraz huzursuz hissettim.
"Efendim, hepsini okuyacak mısınız?"
Evet abla, hepsini okuyacağım sanırım. Peki sen kimsin? Bana sinsice yaklaşmayı bırak lütfen, biraz sinir bozucu olabiliyorsun.
"Evet, dünyayı yönetmek için bilgi gerekli. Yanıma kadar gelebildiğine göre iyi bir çöp olmalısın. Kendini tanıtmana izin veriyorum."
"Ben Veldoria Bölgesi lideri Koloton Veldoria. Krallığın büyük vikontlarından biriyim. Size hizmet etmek istiyorum."
Vikont kelimesini yeni öğrenmiştim. İlk Şeytan Kral'ın kurduğu ve sonradan genişlemiş bir soyluluk yapısı. Hepsinin kendi bölgesi ve ordusu var. Önce bu krallığı çözmeliyim, sonra amaçlarıma geçebilirim. Babam bana düşmanlar hakkında bilgi vermese bile kitaplardan tespit ettim.
Savaş kayıtlarına göre en son savaş, Elflerle Vikont Fujih arasında gerçekleşmiş. Fujih kaybedince babam onu kurtarmış, birlikte düşmanın en iyi komutanını yenmişler fakat o komutana daha sonra ne olduğu bilinmiyor. Muhtemelen Elfler bize karşı kin besliyorlar.
Diğer kitapta krallığın üç sınırından bahsediyordu: Elf Ormanları, Tafavu İmparatorluğu ve Yarı İnsan İmparatorluğu. Elfler ve Tafavu ile savaşılmış fakat yarı insanlarla ilgili hiç kayıt yok. Muhtemelen en gizemli sınır orası. Tahminimce yarı insanlar bizim gücümüzden korkuyor.
Bu iki sınır dışında krallık güvende olmalı fakat otorite sahibi olmadığım için karar veremem. Önce güçlenmem gerekiyor.
"Efendim, neden bir anda krallığın eski kayıtlarına bakma gereği duydunuz?"
"Alt tabakada olan senin gibi biri anlayabilir mi?"
"Kaba kelimelerim için özür dilerim."
Kafasını eğen Koloton'un saçlarına küçük ellerimle dokunduğumda gülümsedi. Tam o sırada kapıdan ses geldi ve Kortus elinde kırmızı sütle içeri girdi. Sütü bana içirirken Koloton'a dik dik bakıyordu.
"Siz taht odasına geçebilirsiniz Vikont Koloton."
"Senden emir alacak hâlde değilim, aptal hizmetkâr."
"Çok gürültü yapıyorsunuz. Kapayın çenenizi."
Sonunda söylediklerimden sonra seslerini kestiler ve ben de kırmızı sütümü rahatça içmeye devam ettim. Koloton yüzünü asarak odadan çıktı, Kortus ise elleri bağlı bir şekilde yanımda duruyordu. Süt bitince kitaplara geri döndüm. Elime aldığım kitabın üzerinde "Maou Wa Shinda" yazıyordu. İçinde ölen Şeytan Kralları anlatıyordu.
Kitapta fazla detay olmasa da Kahraman'dan bahsediliyordu. Hiçbir Şeytan Kral hayatta kalamadığı için hakkındaki bilgiler sınırlıydı. Sadece görünüşü vardı: uzun saçlı, bol kıyafetli biriymiş. Diğer bir raporda ise ilk Şeytan Kral anlatılıyordu. Tek kahramanı öldürebilen kral olduğu için sonraki kralların daha güçsüzleştiği yazıyordu. O halde ilk Şeytan Kral nasıl öldü? Çok fazla gizem var.
Genelde isekai mangalarında olan "maceracılar loncası" yok. Hiçbir kitapta geçmiyor. Belki şeytanlar arasında yoktur. İnsanlara sızıp öğrenmem gerekecek. Başka kitaba geçeyim derken fark ettim ki… Kitap kalmamış!
"Sence de efendimiz çok havalı değil mi?"
"Şeytan Kral her zaman havalı olmalı fakat bu küçük bedenle kitap okuması… Gördükçe âşık oluyorum."
"A-A-A-Aşk mı dedin? Sen yoksa… Efendimize aşık mısın!?"
"Sessiz ol! Bizi duyacak!"
"Siz iki çöp parçası orada ne konuşuyorsunuz?"
"Sizi düşünüyorduk efendim."
"Çöpler başkaları hakkında endişelenmemeli, nasıl olsa ben muhteşemim."
Kendimi yumruklamak istiyorum… Bu vücudun bir kapatma tuşu yok mu?
"Efendim, üç yıl sonra kral seçimi başlayacak. Heyecanlı mısınız?"
Tokito yeni öğrendiği bu bilgiye odaklandı. Küçük elleriyle Koloton'un eşofmanını kavrayarak onun yüzüne baktı. Koloton eğilip efendisine baktı.
"Bana daha detaylı anlatman için izin veriyorum."
"Emredersiniz efendim. Gerçek şu ki babanız öldüğü için şu anda vikontlar yeni Şeytan Kral'ı bekliyor. Eğer tahtın sahibi olduğunuzu tüm vikontlara ispatlarsanız taht sizin olacaktır. Muhtemelen General Guter size karşı çıkacaktır."
"Kafanıza göre ilan etseniz olmuyor mu?"
"Maalesef efendim. Otoritenizi ispatlamak için tahta oturmanız gerekiyor."
"Hah, ne kadar da sıkıcı."
General Guter kim bilmiyorum fakat tahtı ele geçirmek zor olmalı. Büyüyüp gelişmem lazım. Annemi bulmalıyım ve babama ne olduğunu öğrenmeliyim. Kral olursam krallık güvende olur, ben de rahatça insanların arasına sızıp bilgi alabilirim.
Güzel… Plan hazır.
Artık yola koyulma zamanı!