Yanlışlıkla Zalim Şeytan Kral Olarak Reenkarne Oldum Bölüm 51 - Karşı Saldırı
Momoi, üç başlı yılanı yuvasına sürükleyip ormanın dengesini sağladıktan sonra, Şeytan Kral'ın konvoyunun güvenliğini en güvendiği üç büyük komutanına, Urf, Yehr ve Siroh'a emanet etmişti. Ardından asıl görevini tamamlamak, darbe planının başarısız olacağını düşman saflarına sızdırarak onları paniğe sürüklemek için Loropis'e doğru yola çıkmıştı.
Aldığı emri harfiyen yerine getirecekti. Guter ve yandaşlarına tuzağın başarılı olacağı, kralın öldüğü yalanı bildirilecekti fakat aslında tuzağı izleyen, ihaneti gözlemleyen tüm hainler, gölgelerden çıkan bir kâbus, Killer Clown tarafından sessizce öldürülecekti.
Tokito'nun Veldoria'dan yola çıkışının ardından 3 gün geçmişti. Ormanda seyahat ederlerken, Momoi'nin şüpheli dediği ve tuzağı kuracak olan askerler orduyu uzaktan izliyorlardı. Onların hemen arkasında, onları takip eden ve tuzağın başarılı olup olmadığını raporlayacak olan General Guter'in elit suikastçıları vardı.
Killer Clown, karanlık bir sis gibi onlara fark ettirmeden yaklaşmıştı ve zehirli hançeri hazır bir şekilde aralarına sızmıştı. Öncelikle, aralarından birkaç tanesinin kaçıp planı bozmaması için, tuzak kuranlara saldırması emri Kortus'a, önceden kararlaştırılan bir kuş sesiyle iletilmişti.
Plan basitti: Tokito'nun ordusu tuzak kuranları fark edip onlarla sahte veya gerçek bir çatışmaya girecek, bu kargaşa sırasında Killer Clown, arkadaki Guter'in adamlarını temizleyecekti.
Bu muhteşem ve kanlı planı uygulamak için önce orduya sinyal olarak kasten bir hata yapıldı. Bir dal parçası gürültülü bir şekilde kırılarak Tokito'nun ordusu uyarıldı. Ordu bir anda durdu, kılıçlarını çektiler ve kaplumbağa formasyonuna geçerek hazır pozisyona geçtiler.
Tuzakta bekleyen Momoi'nin üç sadık komutanı sanki paniklemiş ve tuzağın deşifre olmasından korkuyorlarmış gibi davranarak, tuzağın gerçekten yapıldığını fakat başarısız olduğunu belirtmeye başladılar. Onları izleyen Guter'in askerleri de bu başarısızlığın kendi başlarını yakacağından korktukları için, olası bir savaşta yardım etmek ve kralı öldürmek için saklandıkları yerlerden çıkıp yaklaştılar. Avcı av olmuştu.
Tokito'nun ağaçlara yakın yerleştirdiği, ormanın içinde gizlenen süvari birlikleri atları şaha kaldırıp bağırtarak saldırı sinyalini vermişlerdi. Piyadeler süvarilerin açtığı koridordan geçerek ormana daldılar ve çalılarda saklanan düşmanlarla çatışmaya girdiler.
Kargaşanın ortasında, fırsattan istifade etmek isteyen bir komutan elini kaldırdı. Bu komutan, Tokito'ya bebekken ilk tuzağı kuran ve Nanagi'ye zarar veren kişiydi. Artık ölüm zamanı geldiği için Killer Clown, o daha emrini veremeden, o omuzlarının arkasında belirip gülümseyerek ondan önce elini kaldırdı ve kendi suikastçılarına, "gölge ordusuna" emir verdi.
Guter'in askerleri birer birer, boğazları kesilerek yere düşerken, hain komutan kılıcını çekip arkasına döndüğünde karşısında Killer Clown'u gördü. Görür görmez dizlerinin bağı çözüldü, çünkü o, yer altı dünyasının efsanevi ve en acımasız katillerinden biriydi.
"Demek Şeytan Kral sizi, bir kiralık katili tutarak tuzağı bozmak istedi. Hah, ne yaparsa yapsın boşuna! Çoktan darbe başladı! Başkent düşüyor!"
Killer Clown kıkırdadı, kafasındaki siyah kumaşı yavaşça çıkarttı ve ona gerçek yüzünü gösterdi. Karşısında gördüğü… Bir katilin, bir şeytanın yüzü değildi; karşısında gördüğü yüz, derisi yüzülmüş, kasları ve dişleri ortada olan, yaşayan bir kâbusun, bir canavarın yüzüydü. Komutan, bu yüzü gördüğü için öleceğinden habersiz donup kalmıştı.
"Bizler tuzağın ta kendisiyiz ölü beden. İşimiz paramızı almak ve öldürmek. Müşterimize bir kez dokundun, ihanet ettin ama ikincisi olmayacak."
Daha fazla konuşmadan hançerini çıkardı ve parçalara ayrılmış yüzüyle karşısındakine baktı. Komutanın korkusunu, o tatlı korku kokusunu aldığında avını gören bir sırtlan gibi atılarak önce kılıç tutan ellerini bileklerinden kesti, ardından kaçmaya çalışan ayaklarını topuklarından keserek yere düşürdü.
Hareket edemeyen düşmanı saçlarından tutarak kaldırdı. Clown'ın kafası bir anda, bir çiçek gibi açılarak 5 parçaya bölündü. Yeni filizlenen etçil bir bitki gibi açıldılar. Her bir parçasında yüzlerce iğne gibi diş vardı. Killer Clown böyle bir canavar olmaktan memnundu.
Düşmanını yenmesi ona haz vermemişti. İlk kez hedefini yemek yerine, Momoi'nin emriyle uzuvlarını kopararak canlı esir aldı. Bu esnada birkaç düşman askeri esir alınan komutanı kurtarmak için saldırsa da hepsini, vücudundan çıkan sivri kemiklerle savuşturdu.
Geriye kalanları teker teker öldürdükten sonra bir tanesinin, bir ulak askerinin kaçtığından emin oldu. Kaçanı biliyordu fakat müşterisinin planını uygulamak, Guter'e "tuzak başarısız" haberini iletmesi için izin verdi.
Yakaladığı komutanı sürükleyerek, kan izi bırakarak üç sadık komutanın yanına gitti. Onlar hâlâ savaşıyormuş, direniyormuş taklidi yapıyorlardı. Komutanı önlerine bir çöp torbası gibi fırlattı ve ardından sıçrayarak ormanın derinliklerine, görevini tamamlamanın huzuruyla geri döndü.
Siroh titredi. "Ne kadar da korkutucu birisi. Daha başlamamızın üstünden yarım saat geçmedi, komutanı paketleyip önümüze atıp gitti."
"Parası verildiği sürece bize de aynı şeyi yapacak kadar gözü dönmüş bir canavar. Neden onu kullandık Siroh? Bu riskli değil mi?"
"Bana neden soruyorsun Urf? Efendimiz Momoi onu bu iş için tuttu, vardır bir bildiği. Neyse bunla ne yapalım? Krala hediye mi edelim?"
Cevap vermedikleri için Siroh, uzuvları koparılmış ve inleyen komutanı saçlarından tutarak sürüklemeye başladı. Savaş taklidinin bittiğini gören ordu, tehlike geçti işaretiyle silahlarını bırakarak etrafa dağılarak güvenliği sağlamaya başladılar. Kırmızı at arabasına geldiklerinde, arabanın girişinin önüne dizlerinin üstlerine çöktüler.
Tokito sırıttı. "Bakalım burada kimler var… Bana tuzak kuran komutan ölmemiş ve yaşıyormuş demek isterdim fakat sizler ikizsiniz değil mi çünkü ölmüş olman gerekiyordu!"
At arabasının kapısı açıldığında, Tokito bu sözlerle kapıdan çıktı ve basamaklardan indi. Dışarıda olanlardan haberdardı ve yol boyunca sadece arabada, Kortus'un yanında sakince oturuyordu. Arkasından Kortus geldi ve çoktan etraftaki her bir şeytanın dizlerinin üstlerine çöktüğünü gördü.
Tokito darbe planını bozmak için akıllıca bir plan yürütmüş ve düşmanlarını, daha onlar hamle yapamadan elemişti. Bu yaptığı hamle her ne kadar bazı kandırılmış askerlerin kanına sebep olsa da krallığın devamlılığı için gerekliydi.
Siroh elini kalbine koyarak selam verdi ardından efendisinin yüzüne baktı.
"Sizi görme şerefini bahşettiğiniz için minnettarız Şeytan Kral. Krallığımız sizin gibi zeki ve güçlü krallara ihtiyaç duyuyor. Yolunuz temizlendi."
"Başlarınızı kaldırın. Her biriniz Momoi'ye layık, güçlü birer komutansınız. Vikont Momoi bahsettiği gibi Loropis şehrinde olmalı değil mi? Beni orada mı karşılayacak?"
Üçü birden başlarını kaldırdıktan sonra Siroh, elinde tuttuğu o kanlı paketi, komutanı efendisinin önüne koydu. Ardından saygıyla geri çekildi.
"Vikont Momoi darbe planının başarısız olacağını, sizin sağ salim varacağınızı garantilemek için Loropis'e önden gitti efendim. Bazı... özel planları var."
Tokito önünde duran zavallı, inleyen düşmanın kafasına ayağıyla bastıktan sonra sağ elini sağ bacağına koyarak eğildi ve onu dinlemeye hazırlandı. Gözleri tamamen Siroh'un üzerindeydi ama ayağının altındaki baskıyı arttırıyordu.
"Anlat bakalım Siroh... Şu planlar ne içeriyor? Hepsini bilmek istiyorum. Momoi ne karıştırıyor?"
"Kendisi ordusuyla değil, tek başına içeri sızdı ve şu anda Killer Clown da yardım için Loropis'e gidiyor. Eğer darbe engellenemezse, Momoi şehri içten yakmayı, tüm hainlerle orada savaşmayı düşünüyor."
Tokito'nun gözleri öfkeyle parladı. "Bu salak aptal mı? Kan dökülürse krallığın ne hale geleceğini hesaba katamadı mı? General Guter ve Vikont Fujih, o güçlü piyonlar ölmeleri durumunda krallığımız savunmasız kalır! Tafavu İmparatorluğu ve diğer taraftan Yarı İnsan İmparatorluğu'nun yemeği haline geliriz. İç savaş bizi bitirir!"
Siroh cevap vermemeyi seçti ve yeniden başını eğdi. Efendisinin stratejik zekâsı karşısında susmak en iyisiydi.
Tokito kesinlikle yetişmesi gerektiğini anlamıştı. Öncelikle, geçmişte Nanagi'ye yapılanların intikamı için ayağıyla ezdiği komutanı uyandırmak için karnına, daha önce açılmış yaraların üzerine kılıcını sapladı. Hareket olmayınca daha fazla bıçak yarası yaptı ve sonunda adamı acı çığlıklarıyla uyandırmıştı.
Komutan kan kusarak konuştu: "Bleh... Sonunda kaybettik demek. Eh, şimdilik kazandın velet... Fakat zamanında yetişemeyeceksin. Guter çoktan..."
"Hahahah! Gerçekten hâlâ onu kral yapabileceğini mi sanıyorsun? Komik bir şeytansın... Ancak nasıl orada kafan kopmasına rağmen hayatta kaldın? Hangi kara büyü bu?"
"Kim bilir… Ben yapmasaydım bir başkası yapardı. Krallığımızın artık zayıf bir kraliyet ailesine ihtiyacı yok! Güce ihtiyacı var!"
Tokito, adamın daha fazla saçmalamasına izin vermedi. Öldüğünden emin olmak için kılıcını adamın beynine soktu ve çevirdi. Sonra askerlere döndü. "Yakın bunu. Külü bile kalmasın."
Hemen yola çıkmaları lazımdı, kaybedecek vakit yoktu. Yeniden arabaya yöneldi. Üç komutanın arabanın önünde, emir bekler gibi durduğunu fark edince onlara doğru döndü.
"Sizler artık gidebilirsiniz. Vikont Momoi'nin orada yardımınıza ihtiyacı yok, o tek başına bir ordudur. Ölüleri imha ettikten sonra, sanki çatışmada yaralanmış gibi kendinizi yaralayın ve bölgenize geri dönün. Şüphe çekmeyin."
Başlarını eğdiler ve hepsinin gözlerinden, efendilerinin bu düşünceli emri karşısında yaş geliyordu. Ellerini kalplerine koydular ve onu uğurladılar.
Tokito artık daha zorlu bir yoldaydı. Önünde kurtarması gereken bir krallık, durdurması gereken bir iç savaş ve dizginlemesi gereken bir Momoi vardı. Kraliyet sarayında, o yeniden yola çıktığında çoktan General Guter, zaferinden emin bir şekilde tahta doğru yürüyordu…