Yanlışlıkla Zalim Şeytan Kral Olarak Reenkarne Oldum Bölüm 33 - Keiken Loncası
Hajime, Lily'nin elinden tutup onu loncaya doğru çekiştirirken epey aceleciydi. Terosia'nın dar ve kalabalık sokaklarında koştururlarken, önlerine çıkan insan selini yarmaya çalışıyorlardı. Ancak dikkatsizlikleri pahalıya patladı. Bir köşeyi dönerken, iki metreden daha uzun, devasa ve şişman bir maceracıya sertçe çarptılar.
Kafasını adamın zırhlı göbeğine çarpan Hajime sarsılarak yere düştü. Kendine gelip başını kaldırdığında, kollarını birleştirmiş, tehditkâr gözlerle yukarıdan bakan bu devin kim olduğunu anladı.
"Ah, kafam... Çok acıdı. B-Bir dakika... Siz B seviye Koca Adam Henry olmalısınız! Gerçekten çok özür dilerim efendim!"
Henry, Hajime'yi görmezden gelerek, bakışlarını Hajime'nin hâlâ sıkıca tuttuğu Lily'nin eline dikti.
"Hey çocuk, elinden tuttuğun kızın elini acıtıyorsun. Sıktığının farkında mısın?"
Lily normalde elinin ağrıdığını, hatta kırılsa bile acıdığını belli etmeyen biriydi. Fakat karşısında bulunan bu tecrübeli maceracı, onun en ufak bir kas gerilmesini bile fark etmişti.
Lily içinden "Benim canımın acıdığını nasıl biliyor? Mükemmel bir şekilde saklanıyor olmam lazımdı. Bu kocaman adam gerçekten güçlü, sadece cüssesi değil, gözleri de keskin." diye düşündü.
Hajime panikle elini çekti. "Fark etmemiştim! Özür dilerim Lily, canını acıttım."
"Önemli değil sünepe, bu kadarı canımı fazla acıtmaz. Sadece tırnakların biraz uzun."
Henry homurdandı. "Önünüze bakarak yürümeyi deneyin. Kötü insanlar sizlere saldırabilirler, özellikle böyle dikkatsizken."
"Gerçekten çok özür dilerim, bir dahaki sefere daha dikkatli olacağım."
"Nereye gidiyorsunuz böyle aceleyle? Sen maceracısın biliyorum, yüzünü hatırlıyorum ama bu kız... Tanıdık değil. Yeni avın mı?"
"Hayır efendim! Yanımda gördüğünüz kız benim hayatımı kurtardı. Ona borcumu ödemek için loncaya götürüyordum, kayıt yaptıracak."
"Güzel, hadi gidin o halde. Yolu tıkamayın."
Geçmelerine izin verildikten sonra koşmaya devam ettiler. Keiken Krallığı'nın taşlarla döşenmiş yollarından geçerken, loncaya yaklaştıkça maceracı sayısı artıyordu. Hepsi, kiliseye benzeyen ama tepesinde kılıç ve kalkan sembolü olan o büyük binanın önünde toplanmıştı.
Lily, loncayı gördüğünde gözleri parladı. Binanın içinde olabilecek kavgaları, kanı ve kaosu hayal etmesi onu heyecanlandırıyordu. Loncanın kapısı ağır, meşe ağacından yapılmıştı. Kapıyı ittikten sonra içeri girdiklerinde, içerideki yoğun sigara dumanı ve ter kokusu yüzlerine çarptı. Etrafta bir sürü masa vardı ve her türden maceracı içip eğleniyordu.
Loncanın orta tarafında büyük bir resepsiyon bankosu vardı. Lonca görevlileri bu resepsiyonda duruyor, maceracılara ödüllerini veriyor veya yeni görevler asıyorlardı. Etrafındaki maceracılara aç bir avcı gibi meraklı gözlerle bakan Lily'i gören genç bir lonca görevlisi, şaşkınlıkla gözlerini açarak eliyle ağzını kapattı. Bu kızın burada ne işi var?
Masaya geldiklerinde Hajime, kendine güvenmeye çalışarak sol kolunu masanın üstüne koydu ve maceracı kartını görevliye uzattı. Lily ise tatlı ama tekinsiz yüzüyle karşısında duran görevliye bakarken, görevli ondan korkuyormuş gibi geri çekildi.
"Keiken Krallığı'nın loncasına hoş geldiniz maceracı Hajime. Ve... misafiri."
"Merhaba Nezuko. Yanımda bu sefer bir kızla geldim. İsmi Lily ve maceracı olmak istiyor. Ona kefilim."
Nezuko fısıldayarak sordu. "Sen onun kim olduğunu bilmiyor musun Hajime-san? O kıyafetler..."
"Sokakta hayatımı kurtaran, biraz tuhaf bir kız. Hakkında başka bir şey bilmiyorum."
Lily araya girdi, masaya yaslanarak gülümsedi. "Kim olduğumun maceracı olmamla alakası var mı abla? Yoksa sadece belirli kişileri mi alıyorsunuz?"
"Herhangi bir kural bulunmuyor fakat... En düşük seviyeden, E seviyesinden başlamak sizin için sorun olmaz mı? Kurallar gereği."
"Abla, ben seviye falan umursamam. Ben sadece yakışıklı, güçlü ve zarif bir erkek arıyorum. Maceracıların hepsini kendine mi saklayacaksın? Bana en güçlüsünü göster."
Lonca görevlisi onun bu patavatsız sözlerinden sonra morali bozulduğu için gözlerini kapattı ve derin bir nefes alıp tekrar açtı. Profesyonel olmaya çalışarak arkasında bulunan tezgâhın üstünden kristal bir küre aldı ve önlerine koydu. Yanına da boş, beyaz bir kart bıraktı.
"Lütfen elinizi bu küreye dokundurun. Parator sisteminiz, yani ruhsal gücünüz analiz edilecek ve bilgileriniz loncamıza kaydedilecektir."
"Parator hangi bilgilere sahip abla? Sırlarımı da görür mü?"
"Sadece büyü gücünüz, mana kapasiteniz, isminiz, yaşınız ve sınıfınız gibi temel bilgileri kaydeder."
"Heeeehh, erkekler görebilir mi yani yaşımı? Bu özel bir bilgi!"
"Merak etmeyin, bu bilgi sadece lonca çalışanları tarafından görüntülenebilir."
Lily, görevlinin kulağına eğilerek fısıldadı. "Abla, eğer benimle alakalı bir şeyi özellikle yaşımı başkasına söylersen... Seni vururum. Poppy seni yer."
Tehditkâr bakışları şaka yapmadığını gösteriyordu. Karşısında duran çalışan çok fazla korkuyordu çünkü karşısında duran bu "çocuğun" aslında Altın Kilise'nin o meşhur, dengesiz komutanı olduğunu söylentilerden duymuştu.
Lily elini küreye koydu. Küre turuncu bir ışıkla parladı ve söndü.
"İşlemin bitti ve artık kartın hazır. Aramıza hoş geldin maceracı Lily. Seviyeniz... Şaşırtıcı derecede yüksek ama kurallar gereği E seviye olarak başlıyorsunuz."
"Hemen bir görev alabiliyor muyum? Sıkıldım."
"Şu anda loncalar 'İşsizlik Mevsimi' dediğimiz zamanda. Genelde Şeytan Kral öldükten sonra başlar ve bir sonraki kral doğana, canavarlar hareketlenene kadar devam eder. İşler durgun."
"Yeni bir kralın geleceğinden neden bu kadar eminsin? Belki gelmez."
"Normalde şeytanlar yeni kralın reenkarne olmasını beklerken sınırlarını sessizce korurlardı fakat bu sefer... Sınırların güvende olmadığını, hareketlilik olduğunu bildiren mektuplar geliyor. Bir şeyler yaklaşıyor."
Hajime araya girdi. "İkinizin sohbetini bölüyorum ama artık bizim gitmemiz gerekiyor Lily. İşimiz bitti."
"Bana emir vermen hoşuma gitti... Pardon, sinirime dokundu! Yürü köle."
Lily ve Hajime beraber dışarı çıktılar. Loncanın kapısından çıktıklarında, kalabalıktan uzaklaşmak için sağa dönerek evlerin arasındaki dar bir sokağa girdiler.
"Burası sanırım konuşmak için yeterli olur."
"Buraya neden geldik Hajime? Bana aşkını mı ilan edeceksin?"
Hajime biraz etrafına göz gezdirip takip eden olup olmadığını kontrol etti. Sonra Lily'yi hafifçe duvara yasladı ve onun zümrüt yeşili gözlerine ciddi bir ifadeyle bakmaya başladı.
"Lily... Buralarda dikkat etmen gereken bir şey var. Senin iyiliğin için."
"Neye dikkat etmem gerekiyor? Kılık kıyafetime mi?"
"Hareketlerine ve tavırlarına. Duyduğuma göre, özellikle yeni ve yetenekli maceracıları avlayan bir grup var. Bizlere saldırmaları sorun yaratır. Bir sürü B seviye suikastçıdan oluşan bir grup."
"Korkmana gerek yok küçük oğlan. Ben varken sana bir şey olmaz."
"Burada küçük olan sensin ama..."
"Korku nedir biliyor musun Hajime?" Lily'nin sesi bir anda ciddileşti, gözleri karardı.
Hajime yutkunduktan sonra endişeli bir şekilde baktı. Karşısındaki kızın gözlerinde saf, damıtılmış bir korku ve delilik gördü.
"Nedir?"
"Korku, senden güçlülerin üzerinde bıraktığı izlerdir. Aynı babamın günahkâr olması nedeniyle, onun kollarını bizzat keserek üzerinde baskı kurmam, ona korkuyu öğretmem gibi bir şey."
"B-Bunu... Gerçekten yaptın mı? Babana mı? Gözlerime inanamıyorum."
Hajime korku dolu gözlerle bakarken Lily tam tersi bir şekilde rahat, hatta keyifli gözüküyordu. Sokak arasından çıktıklarında, bu ağır havayı dağıtmak için ilk gittikleri yer bir han oldu. Burada biraz oturarak ne yapacaklarına karar vereceklerdi.
"Şu masaya oturabiliriz Lily. Sakin görünüyor."
Lily, sandalyeyi hafif bir şekilde geri çekti ve üstüne oturdu. Hajime handa gezen garsona işaret parmağını göstererek çağırdı.
"Ne istersiniz?"
"Bize iki kadeh şarap verir misin? En güzelinden olsun lütfen."
"Hemen geliyor."
Garson siparişi aldıktan sonra gittiğinde Hajime iki elini birleştirip çenesinin altına koydu. Kafasında birkaç düşünce vardı.
"Öncelikle Lily, şimdi ne yapacağız? Hedefin ne?"
"Bilmem... Sanırım ben Tafavu İmparatorluğu'na salça olmaya gideceğim. Orada güçlü savaşçılar varmış."
"Maceracı olsan bile bu çok zor. Yüksek seviye olmadan, izin belgesi olmadan girmeye çalışırsan casus sanabilirler ve sorgusuz sualsiz öldürürler."
"Sorun değil, ben zaten çok güçlüyüm. Onların ordusu beni durduramaz."
"Ne kadar güçlü olabilirsin ki?"
"Aklının sınırlarının bile ötesinde bir güç... Hayal bile edemezsin."
Evet, Lily söylediklerinde tamamen haklıydı. Bilinmeyen bir nedenden ötürü, Poppy dışında fazladan, çok tehlikeli bir büyüye daha sahipti. Son kozu olarak sakladığı bu büyü ne olabilirdi? Hajime'ye cevap vermemeyi tercih etti. İçinde sakladığı küçük sırrı karşısındakini biraz şüphelendirmişti fakat Hajime, onun gözlerindeki o emin ifadeye güvenme kararı aldı.
"Pekâlâ, cevap yoksa epey bir güçlü olduğunu var sayıyorum. Sınıra kadar eşlik etmemi ister misin? Yalnız gitmek tehlikeli olabilir."
"Gerek yok, ben kendim giderim. Sen ayağıma dolanma."
Hajime elleri aşağıya bakarken donakaldı. Lily beklemeden arkasına dönerek, handan çıkıp yoluna devam etmeye karar vermişti bile. Hajime onu geri döndürmek için ellerini arkasından uzatsa da bunu yapmaya yetecek iradesi yoktu. Lily çoktan kalabalığın arasında uzaklaşmaya başlamıştı.
Şehrin taşlı yollarından yürüyerek çıkmak ve bir an önce yola koyulmak istiyordu fakat onu bekleyen zırhı olduğunu, demirciye verdiği siparişi hatırladı.
Lanet olsun, cücenin parasını verdim. Geri dönerek zırhı almak isteyince aklına demircinin söyledikleri geldi; "İki gün sürer".
Geceyi şehirde konaklamak zorundaydı. Kalacağı hanı bulmak ve kimliğini gizlemek için, ayrıca zırhın parasını denkleştirmek için para lazımdı.
Loncaya geri dönerek panoda duran görevlere göz gezdirdi. Hepsine büyük bir dikkatle bakıyordu. Gözüne kestirdiği, kolay görünen bir görev vardı. Görevde yapması gereken sadece bir tüccarı korumaktı. Gereken en düşük seviye E seviyeydi, yani ona uygundu.
Bu görevi almak için pano iğnesiyle sabitlenmiş kâğıdı çıkararak görevliye götürdü. Görevi kabul ettiğinde Parator'unda, zihninde beliren o dijital ekranda görev belirdi.
[SİSTEM: Lonca görevi başarıyla alındı.]
[Görev: Tüccar Koruması. Hedef: Büyük Ticaret Merkezi.]
[Bu görevi yapmak istediğinizden emin misiniz? E/H]
Lily, gözüyle "Evet" işaretini seçti ve görev sisteme işlendi. Artık tek yapması gereken koruması gereken kişinin yanına gitmekti. Tüccarın bulunduğu yer, şehrin kalbi sayılan Büyük Ticaret Merkezi'ndeydi.
Büyük Ticaret Merkezi, isminden de anlaşıldığı üzere tüm zenginlerin, tüccarların ve fırsatçıların yeriydi. Keiken İmparatorluğu'nda ticaret yapmak için gereken tek şey, bu merkeze ve onun kurallarına bağlı olmaktı.